Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
REKLAM KODU
>  Anasayfa > Makaleler > Ulkeler > Doğu Türkistan > İnsan haklari ihlali çin zulmü tarihi


İnsan haklari ihlali çin zulmü tarihi
Tarih 06/03/2013 14:57 Yazar Onur Okuyanlar 2711   Sayfa Numarası 430
Print Pdf RSS
İnsan haklari ihlali çin zulmü tarihini detaylı bir şekilde inceliyoruz.

BIRINCI VE IKINCI MANÇU ISTILÂ DÖNEMI

(1759-1911)

1760 senesinden sonra Dogu Türkistan'da fiili duruma hâkim olan Çinliler büyük katliama giriserek, bir tedhis ve sindirme politikasi takip ettiler. 

Bu kanli zulümleri yine kendi itiraflarinda bakin nasil anlatiyorlar:

General Kao-Chi, 1763 senesinde Çin Imparatoruna gönderdigi resmi raporunda Dogu Türkistan'da 1.200.000 kisinin öldürüldügünü, 300.000 kisinin Çin'in iç taraflarina sürgün edildigini, 12.500 ailenin de yerlerinin degistirildigini bildirmistir.

Imparatorluk idaresi öldürdügü  ve sürgün ettigi Türklerden bosalan yerlere Çin den getirdigi 150.000 Çinli'yi yerlestirdi.

 Türklerin elinden verimli topraklar  zorla alinarak Çinlilere verildi. Türklere  ödeyemeyecekleri vergiler yüklediler. Ödeyemeyenlerin  elinden ticaretleri alinarak  Çinlilere verildi.

  Dogu Türkistan da Türklerin sanli tarihlerini   ve yüksek medeniyetini hatirlatan ne kadar tarihî abide, Hükûmet binasi, kervansaray,  çesme, cami ve hamam varsa hepsi yikildi.

ÜÇÜNCÜ ISTILA DÖNEMI  (1911�1944)

Dogu Türkistan'daki ilk politikasi Türkleri her türlü düsünceden millî his ve ruhtan mahrum etme yoluna gitmistir.

Bu maksatla basta müstakil Dogu Türkistan devletinin Cumhurbaskani Hoca Niyaz Haci ve Basbakan Sabit Damolla Abdulbaki olmak üzere, millî Hükûmette vazife alan bütün kabine üyeleri, siyasi liderle, hükûmet memurlari, vatani ugruna savasmis mücahitler, esraftan ve tüccardan muteber kimseler kitleler halinde tevkif edilerek, Insani dehsete düsürecek zulüm ve iskencelerle öldürülmüslerdir. 

Bu zulümler sirasinda Rus Gizli Polis Teskilâti (G.P.U)  üst düzeyde katliamlarda görev almistir.Dogu Türkistan tarihînde bir kabus, tazyik ve tedhis devri olan bu müsterek Sovyet Rusya ve Çin devrinde yapilan tevkiflerde 500.000 masum Türk zindanlara atilmis, 200.000 Türk çesitli iskencelerle öldürülmüs, 15.000 ailenin ocagi söndürülmüs, mal ve mülkleri müsadere edilmistir.Bu istilâ devrinde Dogu  Türkistan efradindan bir veya birkaçini kurban vermemis aile hemen hemen yok gibidir.

DÖRDÜNCÜ ISTILÂ MILLIYETÇI ÇIN DEVRI 

(1944�1949 )

 Bu devrin bariz karakteri, koyu Çin sovenizminin hâkim oldugu eski imparatorluk siyasetine dönüstür.

Milliyetçi Çin'in esas politikasi olarak;"Dogu Türkistan halki, Çin milletinin bir kabilesidir, hislerimiz saglamlasamaz.

 Çinlilerin Türkistanli kizlarla evlendirmemiz lazimdir. Akrabalik sevgi ve muhabbet artar. Dogu Türkistan genis bir memlekettir. Nüfusu azdir. Bunun için Çin'den göçmenler getirmek lazimdir.

Diyerek propagandalarina baslayan Milliyetçisi Çin yönetimi Türk'ün sahip oldugu bütün millî ve manevî degerlerini tahrip etmislerdir. Dogu Türkistan halki bu milliyetçi Çin istilâsina karsi ilk kursun Gulca sehrinde 1944 Eylülünde atildi ve bunu digerleri takip etti.

BESINCI ISTILÂ KIZIL ÇIN DEVRI

(1949)

Dogu Türkistan Kizil Çin'in batiya yönelik  genisleme politikasinin yolu üzerinde olup  emperyalist gayelerinin tahakkukunda mühim bir vasitadir.

13- 20 Kasim 1949 tarihlerinde Dogu Türkistan'in fiilen isgalini müteakiben ilk is olarak Pantürkist, Panislâmist, Asiri milliyetçi, Amerikan usagi Çang-Kay Sek casusu, aga, eskiya, zorba ve burjuva gibi çesitli bahanelerle itham edilerek memleket münevverlerini tasfiye etmeye basladi. Bu tasfiye sirasinda kitle halindeki tevkiflerle 600.000'in üzerinde Türkistanli zindanlara atildi, hemen tamamina yakini öldürüldü. 

Yüz binlerce Türk mecburî is kamplarinda ölüme terk edildi.  Kizil Çin'in Dogu Türkistan'i  isgal ettigi 1949 senesinden  1953 senesine kadar geçen dört sene zarfinda kitleler  halinde tevkif ederek çesitli sekillerde öldürdügü 

Dogu Türkistanlilarin sayisi 1.000.000'a (birmilyon) yakindir.

  Buna karsilik Komünist Partisinin Dogu Türkistan Seksiyonu (!) 2. sekreteri Sav-Li-Cin 29.4.1951 tarihînde verdigi bir nutukta sadece 13.564 kisinin inkilâb aleyhtarligi ile suçlanarak hapsedildigini, Kizil Çin idaresinin ilk yillarinda kizillarin tayin ettigi kukla umumi vali Burhan Sehidi ise komünist parti genel merkezine verdigi bir raporda Dogu Türkistan'da 20.000 kisinin gizli faaliyetlerde bulundugundan dolayi çesitli cezalara çarptirildigini, beyan etmistir. 

  Kizillar tarafindan öldürülenler arasinda milliyetçi liderlerden Dr. Mesut Sabri, eski maliye Naziri Canim Han Haci, Ürümçi Valisi Haduvan Hanim ve Kocasi Aksu valisi Parsa Beg, Altay kahramani meshur Osman Batur, Ili kahramani Gani Batur,  Sabik Uygur, Türk Birligi Baskani Abdülaziz Cengiz Han, Yalkun gazetesi sahibi ve basyazari Kurban Koday, yazar Abdurrahim Tiles Ötkür ve daha nice taninmamis sevilmis aydin kimseler vardi. 

Bu münferit olaylar sadece Ili vilayetinde cereyan edenlerdir. Yurdun diger bölgeleri de ayni katliamlara sahne olmaktan kurtulamamistir. 

Kizil Çin Dogu Türkistan'in bütün millî servetlerin, yerli halkin, kadin ve kizlarin ziynet esyalarina varincaya kadar ellerinden aldi. 

Bunlari kamyonlarla Çin'e tasidi ve  karsiliginda  Çinli muhacir getirdi. Dogu Türkistan da kizil Çin yönetimi içisleri bakan yardimcisi Chu Yu-Sieng 1950 yilinin icraatindan söyle haber veriyordu;

"1950 senesinde Hükûmet haydutlardan, hirsizlardan ve hafiyelerden ibaret olmak üzere 7.759 kisiyi imha etmistir.

1966 yilinda Dogu Türkistan da ki direnisler esnasinda binlerce Türk'ün katledildigini haber veren Endonezya IBRAZI gazetesinin yazisi ise, aynen söyledir;

"1966 senesi aralik ayi içerisinde Dogu Türkistan da 75.000 Müslüman sehit edilmistir.

 Bu katliam Müslümanlarin Ramazan ayini karsiladiklari bir sirada yapilmistir.

Buraya kadar naklettigimiz bilgilere ilave olarak Kizil Çin'in nasil bir dikta rejimi kurdugunu görelim:

Sunday Expres Gazetesi, Ruslarin "Sulh ve Terakki Radyosu" tarafindan, Mao'nun ne kadar Dogu Türkistanli öldürttügünün açiklandigini yazmakta ve asagidaki listeyi vermektedir

1949  - 1952    arasi   :   2.800.000

1952  - 1957    arasi   :   3.509.000

1958  - 1960    arasi   :   6.700.000

1961  - 1965    arasi   : 13.300.000

Toplam olarak 26 Milyon 300 Bin Insan katledilmistir.1965 ten 1972 yilina kadar olan yedi senelik zamani da ilave edersek, Kizil Çin de 35 Milyona yakin Insan katledilmistir. Bu 35 Milyon rakami Rahmetli Isa Yusuf ALPTEKIN beyin tespiti olup 1972 yilindan 2001 yilina kadar olan süre hesapta yoktur.

 Dünyaya yeni gözlerini açan bebekler kan ve gözyasinin ortasina düsüyorlar. Bu bebekler ömürleri boyunca bir ramazan bayraminin anlamini ve nasil olmasi gerektigini hiçbir zaman da tam olarak anlayamayacaklar. Anneler, babalar da hep ne zaman ve hangi gece yarisi sebepsiz yere çocuklarindan koparilarak bilinmeyen bir akibete dogru götürülecegi endisesi ile yasayacaklar. Çünkü ata yadigâri topraklar düsman isgali altindadir. Hani Müslümanlar kardestiler? Hani birinin ayagina diken saplansa bütün Müslümanlarin kalbine saplanmis olarak hissedilecekti? Nerede uhuvvet, yardimlasma, dayanisma, elem ve kederlerin paylasilmasi?...

(Mehmet Emin BATUR�29 Kasim 2003)

Dogu Türkistan'da Iskence

Haci Yakub Yusufî ANAT

Iskence, tanimca, bir kimseye Maddî veya manevî olarak yapilan asiri eziyet, manevî baski veya düsüncelerini ögrenmek amaciyla uygulanan eziyet gibi anlamlariyla Insan haklarinin tersi olup, Insan haklarinin çignenmesi demektir.

Insan haklari, Insanin kisilik özgürlügü ve baska demokratik haklarindan ibarettir.

Insan haklari önce Ingiltere burjuva Inkilâbinda ortaya atilan siar olmus, feodallerle teokratlari karsisina hedef olarak almisti.

Uzun süren mücadeleler sonunda Ingiliz parlâmentosu 1679�1689 yillarinda "Insanlari muhafaza kanunu ve Haklar Kanunu Tasarisi"ni kabul etti.

XVIII. asirda Fransiz Rönesans devrinin düsünürlerinden biri, "Insan tabiî haklari" teklifi tesebbüsünde bulundu.

1776 yilinda Amerika Birlesik Devletleri kurulurken, "Istiklâl Bildirgesi" ilân edildi.

1789 yilinda Fransa'da, "Fransiz Insan Haklari Bildirgesi" ilân edildi.

Yukaridaki belgelerin hepsi bu talimatlarin mücessemlesmesinin ifadesidir.

"Özgürlük Bildirgesi"nde: "Bütün Insanlar özgürdür. Onlarin hepsi yasama, hür, bahttan ibaret dokunulmaz tabiî, Insan haklarina sahiptir" diye ilân edilmistir.

"Insan haklari bildirgesi"nde de: "Insanlar hür dogarlar, esit yasarlar. Hürlük, güvenlik her türlü ezise karsi durmak tabiî haktir, . . . . , mülkiyet mukaddestir, dokunulmazdir!" diye ilân edilmistir.

Bazi cihetlerde batinin geleneksel insan haklari düsüncesinden asip geçti. Cihan vaziyetinin gelismesiyle Insan haklari düsüncesi iç kanun dairesinden çikip uluslararasi kanun dairesine girerek, yeni mazmunlari içine almaktadir.

Dünyada Insan haklarini çalistirmak ve kontrol etmek için, Birlesmis Milletler Teskilâti'nda özel "Insan Haklarini Koruma Komisyonu" kurularak, arastirmalara baslanmistir.

function changeimage(towhat,url){ if (document.images){ document.images.targetimage.src=towhat.src gotolink=url } } function warp(){ window.location=gotolink } var myimages=new Array() var gotolink="#" function preloadimages(){ for (i=0;i

ISKENCE NEDIR?

Iskence Insan haklarinin çignenmesidir.

Iskence bir kimseye bir seyi söyletme ya da yaptirma amaciyla maddî ya da psikolojik yöntemlerle aci çektirilerek uygulanan baski ya da eziyet türüdür.

Tarih boyunca çesitli amaçlarla basvurulan iskencenin temel islevi, sorusturma sürecinde saniga suç isledigini kabul ettirmek, kendisi ya da baskalari hakkinda bilgi ve delil elde etmektir.

Totaliter ve otoriter rejimlerde muhalefeti bastirmak, kisileri yildirmak ve baskalarina göz dagi vermek amaciyla bu yön-teme basvurulur. Tarih boyunca "iskence" bir cezalandirma yöntemi olarak kullanilmistir[1].

Yukarida Insan haklari ve iskence hakkinda kisaca bir malumat verildi. Asagida Dogu Türkistan'daki Insan haklarinin ihlali ve iskenceler hakkinda bildigim kadariyla malumat verecegim:

Dogu Türkistan, Yakub Bek hâkimiyetinin sona erisinden sonra geçen asrin 10'lu yillarindan baslayarak Yang zeng sin, chin shu ren, sheng shi sai, milliyetçi Çin ve komünist Çin olup, bes hâkimiyet devrini basindan geçirdi ve geçirmektedir.

1949 yilina kadar yari-feodal, yari-sömürge olan Çin'in kendisi, emperyalistlerin zülüm ve ezisine duçar olmustu. Çin'de "Insan haklari" söz konusu bile degildi.

Sömürge hayatimiz 1884 yilindan 1949 yili Çin komünistlerinin istilâsina kadar geçen 65 yil içerisinde sömürgenin bir alt sömürgesi durumuna gelen, Dogu Türkistan halklarinin Insan haklari ne olacakti?

Bu dönemdeki zülüm, iskenceler hakkinda konusmaya toplantinin zamani müsait degildir. Burada Çin komünistleri istilâsindan son Çin hükümran dairelerinin Dogu Türkistan'da yürüttügü zülüm-iskenceleri ve Insan haklarini çignedigi gerçekler hakkinda malûmat verecegim.

Çin komünistleri, Dogu Türkistan'i istilâ ettikten sonra yurdumuzda 20'den fazla büyük çapta harekât (operasyon) yürüttü. Memleket mikyasinda milyon onmilyonlarca insan, Dogu Türkistan'da on binlerce, yüz binlerce nsan hapislere atildi, iskenceler gördü, idam edildi.

BU HAREKETLER:

1. Kiralari Azaltma Hareketi (1950�1951)

Dogu Türkistan'da çiftçiler nüfusun % 80 teskil eder. Köylerde toprak sahipleri, az toprak sahipleri, ortakçilar, yillikçilar olur.

Toprak sahipleri yerlerini, tohum ve çiftçilik aletlerini ortakçilara verir; ürün esit taksim edilir.

Az toprak sahipleri yerlerini kendileri eker.

Yillikçilar topraksiz olup, toprak sahiplerine çalisir, yillik ücret alir. Komünistlerce bu "istismar" sayilir. Dolayisiyla kira haklarini "azaltma hareketi"ni yürütüp, çiftçilere veripya, çok kismini hazineye aldilar, yani "devlet istismari" yaptilar. Iskencenin en büyügü bogaz iskencesidir. Çin komünistleri, Dogu Türkistan'da ilk olarak bogaz (karin) iskencesi yaptilar. Karsi gelenleri hapse attilar, iskence yaptilar.

2. Karsi Inkilâpçilari Bastirma Hareketi (1951)

Çin'de "kizil devrim" hüküm sürdügü için, Çinliler'e göre, rejim aleyhtarlarini komünistlerce temizlemek yok etmek lazimdi. Bu hareket ile milyonlarca, on milyonlarca kisileri "rejim muhalifleri" adiyla hapse attilar, öldürdüler, ceza [toplama] kamplarina gönderdiler. Dogu Türkistan'da ise bu sayi yüz binlerin üstündeydi. Ben de bunlar içindeydim bir rejim muhalifi idim. Bu hareket sürdük çe çok sayida Insan öldürüldü. Öldürülenlerin arasinda milliyetçilerden: Mesud Sabrî, Osman Batur, Canim han Haci, Abdul-Eziz Çingizhan, Kurban Kuday, Yildirim Sebrî, Albay Abdulgufur Sebrî, Abdurrehim Kiliç, Fethidin Masum, Abdul-hemid Damullam, Abdullah Semidî, Sidik Zaling, Zekeriye, Veli, Oraz bey, Seyid Ahmed Hoca, Zafer Hoca, Abdul Kadir Tahirî, Hamut Haci, Tursun Alî, Davud, Porbicap, . . . . lar var idi. Bu yillarda bir ilçenin komünist parti sekreterinin tasdik ettigi adam idam edilirdi. Kanun y ok idi, ceza keyfiydi.

3. Üç ve Bes'e Karsi Hareket (1951)

Üç (rüsvet, israfçilik, bürokratçilik)'e, Bes (rüsvet, vergi hirsizligi devlet mülkünü çalmak, is vakti ve malzeme hirsizligi, devletin ekonomik-endüstriyel bilgilerini satmak)'e karsi hareketlerde çok memurlar, ticaret adamlari, sanatçilar, esnaflar tutuklandi. Bunlara karsi iskenceler yapilip, yemedikleri rüsveti mecburî itiraf ettirerek 10 000 yuan'dan fazla rüsvet alanlara "büyük pars"; 5 000 y¥kasi giydirildi. Ellerinden paralari alindiktan sonra, hapse atildi.

4. Toprak Reformu (Yer Islahati) (1953)

Toprak reformu, Çin'de 2 yildan fazla bir zaman sürdü. Komünistler rehberliginde bir nice milyon personel bu hareketi yürüttü. Bütün toprak devlet mülküne alinip, topraksiz çiftçilere dagitilip verildi!? 3 yildan sonra "kooperatiflesmek" adi altinda araziler çiftçilerinden elinden tartip alindi. "Kolektif kölelik rejimi" yürürlüge konuldu. Sabah namazi vaktinde ise çikilir, aksam namazinda isten dönülürdü. Kadin-erkek; ihtiyar, genç, çocuk demeden çok genis araziler üzerinde çalistirildi. Günde 12 saat civarinda çalistirildilar. Çoluk-çocuklardan, yaslilardan haber alinamazdi.

5. Ticaret-Zanaatçilara Sosyalistik Reform Hareketi (1956)

Bu hareket ile ticaret, zanaatin hepsi devlet tekeline alindi. Ticaret adamlari, Dükkân hadimleri, esnaf-zanaatçilar kendi fabrika-atölyelerinin isçi hadimleri olarak maasa baglandi. Razi olmayanlar, muhalif olanlar hapse atildi; bazilari ise idam edildi.

6. Kalinti Karsi Inkilapçilari Temizleme Hareketi (1957)

Bu hareket aslinda 1951 yilindaki harekette temizlenmeyenler için yapilmisti. Bunlarda tutuklanip, cezalandirildi, öldürüldü. Ceza ve emek [toplama] kamplarina gönderildi. Burada yapi ise söyleydi: 6 metre uzunluk, 5 metre genislikteki kogusa 41 mahkûm sigdirilirdi.

7. Istil Düzeltme Hareketi (1958�1959)

Çin komünistleri iki yil devam eden (Çin'de Istil ¥ise "milliyetçilere karsi koyma") bu hareket ile Dogu Türkistan'daki bütün milliyetçileri, millî hissiyatina sahip Insanlari kadin-erkek, genç-ihtiyar demeden temizlediler. Bunlarin tipik temsilcileri "kültür bakani Ziya Semedî, ticaret bakani Abdul Eziz Kari, Ürümçi belediye baskani Abdurrehim Seidî, Gulca valisi Abdurrehim Isa (intihar etmistir) baslarinda olmak üzere yüz binlerce Uygur, Kirgiz, Kazak, Özbek, Tatar Türk aydinlari-ögrencileri "milliyetçi" damgasi vurularak hapislere, toplama kamplarina atildi, öldürüldü.

8. Sagcilara Karsi Hareket (1960)

Geçen asrin 60'li yillarinda Çin-Hindistan Sinir Savasi ve Rusya ile Çin arasinda fikir ihtilaflari çikti. Bu münasebetle parti (Çin Komünist Partisi) içinde, cemiyette, Çin Komünist partisine karsi fikirler, yeni yeni görüsler ortaya çikti. Dolayisiyla Çin Komünist Partisi derhal tedbir alip, hemen hareket baslatti. Bu fikirleri baslamadan "besiginde" yok etti. Yine on binlerce Insan "sagci-milliyetçi sapkasi" ile hapse atildi. Kursuna dizildiler.

9. Komüna Kurma Hareketi (1959�1960)

Topraklari kooperatiflestirme merhalesinin sonunda, Çin Komünist Partisi bütün Çin'de "komünalastirma hareketi" adi altinda bir hareket yürüttü. Çin komünistlerince, "cennet" denilen bu "komüna" döneminde bütün Insanlar aç birakildi. Çin kendini büyük, cömert devlet olarak gösterip, Arnavutluk, Vietnam, Laos, Kamboçya, Kuzey Kore, Küba, Tanzanya, . . . . . , gibi ülkelere tahil yardimi yapti. Kendi halkini kemer sikmaya zorladi. Bir nüfusa ayda 15 kilo tahil, 100 gram yag, 200 gram seker verildi. Bir nüfusa yilda 10 metre kumas satip verilir di. Pazarlarda bütün yemeklik maddeleri kontrol altinda, her sey kuponlu, bütün cemiyet kuyruktaydi. Bu dönemde Dogu Türkistan'in çogu ilçesi, köylerinde Insanlar açliktan ölmeye baslamisti. Örnek olarak Dogu Türkistan'in en zengin ilçesi olan "Bay ilçesinde" 20 000'den fazla Insan açliktan kirildi. hükûmet depolarinda dolu dolu tahillar varken, aç Insanlara kendi elleriyle, kendi emekleriyle yetistirdigi ürünler verilmedi. Insan baska zulüm-iskencelere tahammül edebilir, ama "mide iskencesine" tahammül edemez. Bu dönem hapishanelerinde, kamplarinda birçok mahkûm açliktan öldü. Örnegin, Korla Savhu , Sayar Tarim , Maralbasi Karakilçin , Altay Kaba , Sanci Sya bahu , Ürümçi Bacyahu ve Dong gobi kamplarinda on binlerce mahpus açliktan ölmüstü.

Bu dönemdeki köylerde komünalarda kolektif yemekhaneler tesis kilinip, hususî evlerde kazan kaynatip, yemek yapmak men'î edilmisti. Bütün köylüler karavanaya baglanmisti; bütün çiftçi ve ahali bogazindan ilinmisti, yari aç kalmaya mecbur edildi. Köyler ve mahallelerde "baca casuslari" koyulup, kimin evinin bacasindan duman çiksa, o evin yemek malzemeleri müsadere kilinip, sahipleri cezalandirilirdi.

10. Çelik Üretme Hareketi (1960-1961)

Rus-Çin münasebetleri bozulduktan sonra, Rusya'dan gelen zanaat mallari ve demir-çelik mamulleri kesilmisti. Buna çok kizan Mao ze dung efendi bütün Çin topraklarinda bir "çelik üretme hareketi" baslatmisti.

Zanaatta 15 yil sonunda Ingiltere'yi, 30 yil sonra da Amerika'yi geride birakma siarini ortaya atmisti. Bu yillarda günde 20 saat emek, 4 saat uyku programi uygulanirdi. Soguk kislarda yüz milyonlarca Insan çelik üretme seferberligine zorlandi. Hastalanan, ölen Insanlarin sayisi bilinmiyordu. Bu eza ve cefaya dayanamayan bazi Insanlar suç isleyerek hapse girdiler. Hapsi bu hayata tercih etmislerdi. Bir iki sene süren bu harekette kömür olmayan bölgelerdeki bütün meyve agaçlari kesilerek, çelik üretiminde kullanildi. Dogu Türkistan bir nice yil meyve yoklugu çekti.

11. Medeniyet Inkilâb i (1966-1976)

Bu Inkilâbi Uygur Türkleri "vahset Inkilâbi, 'meynet (pis) Inkilabî " derler. Sözde bu medeniyet Inkilâbinda Çin'de ve Dogu Türkistan'da tarihte hiç görülmemis olaylar bas gösterdi:

A. hükûmet baskanlari, bakanlar, valiler, kaymakamlar, idareciler, okul müdürleri, âlimler, her milletten aydinlar. . . , burjuva unsurlari, 'pis aydinlar' denilerek, yüzleri siyah boyali bir sekilde sehir caddelerinde teshir edilerek, elleri-kollari bagli vuruldu, dövüldü, iskenceler yapildi, bazilari linç edilerek öldürüldü.

B. Din âlimleri görevden alinarak, çöllerdeki köylere sürgün edildi; hor islerde kullanildi, mesela domuz bakiciligi yaptirildi.

C. Camiler, medreseler, türbeler yikildi, harap ve virane bir sekle sokuldu. Yerlerine isletmeler, depolar, at haralari, . . . . , yapildi.

D. Erkeklerin sakallari, kadinlarin saçlari kesildi.

E. Ceket burjuva, 'bati elbisesi' diye men'î edildi.

F. Millî musikiler men edilerek aletleri kirilip dökülerek, yakilip yok edildi. Millî sarkilar yasaklanirken, yerlerine Çin'in "Inkilâb î siirleri" ve sarkilarini okuma zorunlulugu getirildi.

G. Uygur Türk istilahlari yavas yavas çikarilip, Çin istilâhlari kullandirildi. Örnegin, chung chung yang cheng chi ch¥ y¥ (bu cümlenin içinde "nin" ile "i" eki Türkçe'dir) kullanildi. .

H. Mao ze dung üzündeleri mecburî ezberletildi. Ayetmis, hadismis gibi okutuldu.

I. Aydinlara, âlimlere "pis aydinlar" denildi.

Kültür ihtilâli yürütülen bu on yillik dönemde fikrî, siyasî bloklar kurulup, silâhli çatismalarda çok gençler öldürüldü. Bu inkilâp gerçek anlamiyla bir "vahset inkilâp i" olmustu.

12. Manevî Kirlenmeye Karsi Durma Hareketi (1983)

Çin'de Den syao ping iktidara geldikten sonra (1997) gözle görülür bir serbestlik ve "demokrasi" oldu. Dogu Türkistan'da basin biraz gelisti, milliyetçilik, Türkçülük, "Türkçecilik" yeniden kendini gösterdi. Çin'de burjuvaca kültür gelismesini engelleme hareketi olurken, Dogu Türkistan'da milliyetçilik, Türkçülük ve Türkçecilik hareketlerine karsi hareket yürütülmeye baslandi.

1983 yili hükûmetin bir numarali hücceti beni teksirme hücceti olarak çikmisti. Üniversitede beni ortaya alip güres kildilar. Beni itirafa zorladilar, itiraf etmedim. Kendimi hapishaneye hazir görmüstüm, sonra o hareket de durdu. Sonuçta neticesiz kaldi.

13. Ögrenciler Hareketi (1989-1990)

Dogu Türkistan tarihînde 1989-1990 yillarinda ilk ögrenci hareketleri basladi. Dogu Türkistan üniversitesi ögrencilerinin önderliginde bütün Dogu Türkistan ögrencileri sokaga döküldü. Hâkimiyete, atom denemelerine, demokratik olmayan seçime, kürtaja karsi ve özgürlük talep eden sloganlarla gösteri yaptilar. Gösteriden sonra bütün Türk ögrenciler cezalandirildi ve iskence gördü.

10. Barin Inkilâbi (1989)

Köylerde çiftçilere olan türlü baski, agir vergi ve emek, kürtaj, iskenceler yüzünden Kasgar vilayetine bagli Aktu ilçesinin "Barin Köyü"nde Zeyniddin liderliginde bir ihtilâl oldu. Çinliler buraya 4-5 bin kadar asker gönderip ihtilâli bastirdi. Zeyniddin ve arkadaslari kahramanca savasarak sehit oldular. Çin ordusu 20. asirda da Barin köyünde yasli çocuk demeden katliam yapti, bu köyün Insanlarini tamamen kursuna dizdi.

11. Ili Olayi (1996)

Ili'de bir türküm [bölüm] Uygur Türk kadinlari bir camiye toplanip, ibadet yapilan vakitte polisler müdahale etti. Hanimlar karsi çiktiklari için tutuklandilar; evdeki esleri-çocuklari gelip sorduklarinda onlari da tutukladilar ve öldürdüler.

Yukarida anlatilanlar büyük olaylar olup, Dogu Türkistan halki Çinliler'in zulüm-iskencelerine her gün, her saatte maruz kalmaktadirlar. Dogu Türkistan'in her vilayetinde, ilçesinde, köyünde olaysiz gün geçmez. Dogu Türkistan'da olay demek¥kalma, ölüme mahkûm edilme demektir. Uygur Türkleri vatan askina, istiklâl yolunda aziz canlarini seve seve feda etmektedirler.

Dogu Türkistan hapishanelerinde uygulanan ceza ve iskence türleri:

1. Tirnak altina igne batirma,

2. Erkek mahkûmlarin cinsel organina çubuk sokma,

3. Mahpuslari agaç kaziga oturtma,

4. Sol elini masaya [metal çiviyle] çakip, sag eliyle itirafname yazdirma,

5. Çemberle kafatasini sikistirma,

6. "Gang'za"ya bastirma,

7. Buruna biber suyu akitma,

8. Çiplak bedene kizdirilmis yag saçma,

9. Âsik kemigi ezme,

10. Asil tendonunun kesilmesi,

11. Mahpuslarin ayak bileklerine (yillarca) 10 kg agirliginda pranga takma cezasi.

12. Mahpuslarin ellerine kelepçe takma cezasi. Bu cezalarda üç çesit kelepçe takilir:

a. Eller önde,

b. Eller arkada,

c. Bir el omuz üstünden, bir el omuz altindan alinarak çapraz bir durumda baglanma,

13. Su gölçekine çilas(bogazina kadar soguk suya sokma),

14. "Buz kogusuna" koyup dondurma,

15. Sopalama,

16. Telle kaplanmis kamçilarla çiplak bedeni kirbaçlama,

17. Çivi kakilmis tahta [düzlem] üzerinde durdurma,

18. Küçük kömür ve cam parçalari üzerinde dizlendirme,

19. Boyu eni bir buçuk metre koguslara hapsetme cezasi.

20. Aç birakma cezasi.

21. Sert emek cezasi.

22. Birinci baglak cezasi.

23. Asmak iskencesi. Üç çesittir:

a. Eller yukarida asilmak;

b. Eller arkadan baglayarak asilmak (Filistin askisi);

c. Bas asagi asilmak.

24. "Küres kilmak". Binlerce Insan önünde "küres" kilinir, özelestiri yapmaya zorlamak; bazen de asagilik bir sekilde dövülmek.

25. Emek iskencesi: Kamplarda (yazin) 12 saat çalistirilir. Bundan baska kisi basina 1000 kg gübre, 1000 kg yemhasek(saman, ot), 500 kg igde, 500 kg buya yiltizi toplama cezasi verilir. Bütün bunlar is vaktinin disinda yapilmasi zorunlu emeklerdir.

26. Uykusuz birakarak, sorgulama iskencesi.

27. Gündüzleri koguslarda istirahat ettirmeden suçunu düsünmeye zorlama iskencesi.

28. Hastayi tedavi etmeme cezasi.

29. Amburla [kerpeten] tirnak çekme iskencesi.

30. Kislari kogusa sicak hava vermeme cezasi.

Benim 31 yillik zindan hayatimda gördügüm, isittigim ceza-iskence türleri yukaridakilerden ibarettir.

Sahsen ben kendim, çemberle kafatasi sikistirma, "gan'za" iskencesi, kelepçe cezalari, birinci baglak, "küres" kilma iskencelerine marûz kaldim.

Bu iskencelere maruz kalanlar içinde sakat kalanlar, ölenlerin sayisi pek çoktur.

Sonsöz

Bu gün Insan haklari, demokrasi, istiklâl için mücadele vermekte olan Dogu Türkistanlilar, Çinli'lerce "terörist" adlandirilarak, hapishanelere atilip, Insanlik disi, vahsiyane, Orta Çag iskencelerine maruz birakilmaktadirlar. Bizim, Allah'tan baska hiçbir yardimcimiz yoktur. Bize ne Islâm devletlerinden ne de soydaslarimizdan bir yardim gelmemektedir. Aksine dindas, irkdas, kardes dediklerimiz bize sirtlarini çevirdiler; bizi sattilar. Ama bu olanlar içinde Dogu Türkistan hiç de ümitsiz degildir. Insallah Çin'inde parçalanacagi gün yakindir, gelecektir.

YASASIN DOGU TÜRKISTAN ISTIKLÂLI!

Yasasin 1,5 milyarlik Çin'e meydan

okuyan Kahraman Uygur Türkleri!

Kadinlarin Durumu

10 Aralik 1948'de kabul edilen Insan Haklari Beyannamesinde ve 26.2.1945 tarihli Birlesmis Milletler Adlasmasinin  giris kisminda " Insan Haklarina, sahsin haysiyet ve degerlerine, inançlara saygi gösterilmelidir" denilmesine ve " Hiçbir kimsenin iskenceye, gayri insani yahut haysiyet kirici muamelelere tabii tutulamayacagi" vurgulanmis olmasina ragmen Dogu Türkistan halki Temel Insan Hak ve Hürriyetlerinden tamamen yoksun olarak yasam sürdürmektedir.

Dünya devletleri arasinda yapilan birçok anlasmalarin altinda imzasi bulunan Çin, hiçbir zaman attigi imzalarin arkasinda durmamis,özelliklede Insan Haklari Ihlalleri konusunda, Birlesmis milletlerde veto hakki olan bes daimi üyeden biri olma sorumlulugunu çigneyen tek ülke olma özelligini sürdürmektedir.

Buna bagli olarak ta sunu açiklikla ifade edebilirim ki; Bu gün "8 Mart Dünya Kadinlar Gününde Dogu Türkistan'daki kadinlarimizin durumu içler acisidir. Dogu Türkistan'daki milyonlarca kadin "Mecburi Dogum Kontrolü" adi altinda katledilmekte ve bütün haklari ellerinden alinarak insani temel hak ve hürriyetlerinden tamamen mahrum birakilmaktadir.

Dogu Türkistanli genç kizlar Çinli erkeklerle evlenmeye zorlanmakta, bu hususta özellikle büyük bir baski uygulanmaktadir. Bu zorlama ve  baskilara dini ve milli yönden kesinlikle olumlu tavir göstermeyen Müslüman Türk kizlari arasinda intihar olaylarina sikça rastlan maktadır.

Dogu Türkistan halkinin asimilasyonunu hizlandirmak için Çinlilerle Türklerin karsilikli evlenmelerine çok büyük önem vermektedirler. Bunu özendirebilmek içinde Dogu Türkistanli erkeklere 500 Dolar para vermekte, dogan çocuklar nüfus kütügüne Çinli olarak yazilmaktadir. Bosanmak isteyen Türk erkeklerine ise 2000 Dolar ceza ödemesi gerektigi Bu parayi ise hiç kimse ömrü boyunca bir arada göremez. Çin resmi yayin organi olan "Sinkiang"(!) gazetesinin12 Eylül 1990 sayisina göre Hoten vilayetine bagli Karakas ilçesinde 18700 Müslüman anne adayi zorla ameliyat edilerek annelik yetenegi ortadan kaldirilmistir.(Ellerinden alinmistir)Bu sayi ise bu ilçede yasayan toplam anne adayinin tamamina yakindir.

Bu uygulama için ilçeye özel olarak Çinlilerden kurulu 432 kisilik bir saglik ekibi(!) gönderilmistir. Dogu Türkistan'da Karakas gibi 127 ilçe mevcuttur. Buna göre 1990-1991yillari arasinda 2 Milyondan fazla Müslüman kadinin anne olma yetenegini zorla kaybettirilmistir.

Adinin açiklanmasini istemeyen  Dogu Türkistanli bir kaynaktan alinan bilgilere göre Kizil Çin yetkilileri mecburi dogum kontrolünü insanlik disi bir yöntemle bütün ülke genelinde uygulamaya devam etmektedir.200 bin nüfuslu bir sehirde çocuk sahibi olabilecek 3500 kadin mecburi kontrole tabi tutularak bunlardan 953 kadin kürtaj olmaya zorlanmis ve 10.708 kadin çocuk sahibi olmaktan mahrum birakilmistir.180 bin nüfuslu baska bir vilayette ise yalnizca

1000 kadina çocuk sahibi olma hakki bir çocukla sinirlandirarak verilmistir. Bir baska deyisli 35 kadindan birine bu hak çok agir yükümlülüklerde yüklenerek verilmistir.

En dehset verici olani ise hamile oldugunu ögrendikleri kadinlari zorla evlerinden alip son derece gayri sihhi ortamlarda kisirlastirmalari sinirlama fazlasi olan çocuklari ailelerine ragmen igne ile öldürülmeleridir.Bu kadinlarimizin büyük çogunlugu da tedavi göremedigi için hayatini kaybetmektedir.

Dogu Türkistan'daki kadinlarin birakalim kadin haklarini insanca yasama haklari da gasp edilmektedir.Hasta, yasli ve hamile olmalarina bakilmaksizin tarlada, madende, su yatagi açma çalismalarinda 18 saat çalistirilmakta, açliklarini giderecek miktarda yiyecek bile verilmemektedir.buralarda ölen olursa bir çukura atip gömülmekte cenazenin dogru dürüst defnedilmesine bile izin vermemekte, bunun için harcanan zamani " bosa geçen zaman" olarak telaffuz etmektedirler.

Bütün bunlar Dogu Türkistan'daki kadinlarimizin yasadiklarinin küçük bir bölümüdür. Insanin aklina su geliyor, ülkemizde kadi-erkek esitligi diyerek aile içinde huzursuzluk çikaranlar ve feministler adina aileleri çökertenler, tabiri caizse bir eli yagda bir eli balda konken partilerinde ömür tüketenler, "Hayvan Haklari" diyerek insan haklarini göz ardi eden ve çigneyenler, acaba bir gün olsun dünyadaki bir çok ülkede ve Dogu Türkistan'da haklari gasp edilmekte olan hemcinslerini akillarina getiriyorlar mi? Bence hayir...

 

Öyle ise bütün dünyadaki "Feminist" geçinenleri göreve davet ediyor, Dogu Türkistan kadinlarinin durumunu Çinli isgalcilere sormalarini bekliyoruz.

8 Mart Dünya Kadinlar Gününde Dogu Türkistan'daki Elleri Öpülesi Müslüman Türk Kadinlari Unutulmasin.             

       Iste Dogu Türkistan Türkleri bugün tarih sahnesinden sessizce eriyip silinme veya top yekûn ayaklanip kahramanca ölme gibi bir tercih ile karsi karsiya birakilmislardir. Çinli Doktorlar tarafindan mecburi Kürtajla alinan Türk çocuklari çöplere atiliyorlar

Türk'ün ad verdigi nam saldigi her yerde özgürlük sarkilari önce ninnilerde, alperenler ana kucagini kokusunu canlarina çekerlerken, bestelenir. Analar emek1erini, umutlarini, yeri geldiginde de göz yaslarini katarlar özgürlük sarkilarina...  Var olmanin adi özgürlüktür onun için...Moskof'un zulmü, Çinlilerin zindani, eriyip gitmistir bu özgürlük azmi karsisinda.

 �Can verilir, kan verilir, evlat, ana baci verilir, özgürlük asla� andini içmis bir milleti esir etmeye kalkmak neymis görsün tüm dünya, anlasin Türk d üsmanlari. Eski bir basbakanimizin söyledigi gibi  �Dostlugumuza güvenilir, düsmanligimizdan ise korksunlar.�

Özgürlük aski ile dolan yüreklerimizde bu ates yandikça daha nice özgürlük destanlari yazar bu millet. Daha nice özgürlük sarkilari besteler. Erkegiyle, kadiniyla, çocuguyla ''bagimsiz milletler''in tarihteki önderi, rehberi olur. Türk dünyasinda pek çok yerde özgürlük bayragini kadinlar tasidilar. '' Azatlik türküleri'' yaktilar; ölen evlatlarina, sehit düsen kocalarina agitlarla birlikte... Bu, onurlu Türk milletinin kadina verdigi degerin de bir göstergesidir. Kadinini bas taci eden bu millet özgürlügü de kadininin yardimiyla tatti. Basi göge erdi, nami cihani tuttu.

ÖZGÜRLÜK YAKIN

Arap'in hançeri, Moskof'un sürgünü ve Çinlinin zulmü ile yillarca mücadele etmis bir Türk evladi, zindandan esine gönderdigi mektupta iste böyle der: ''Kadinim dayan, özgürlük yakin.''

Özgürlük bayragi senin gögsüne dayanarak yükseltilecek, senin metanetine dayanarak evladin cepheye kosacak ve sahadet haberi aldiginda, onun ''özgürlüge kadar savas'' andini hatirlayip cepheye kosacaksin. Tarihimiz özgürlük destanlari yazdiran Türk kadinlariyla doludur. Müstesrik tarihçiler görmek istemeseler de feministler bütün referanslarini Batili kadina dayandirsa da Türk yurdunun kadinlari özgürlük sarkilarini bir an olsun dillerinden düsürmediler.

O sarki, Altay'larda yazilsa, Agri dan duyulur.

Urümçi den yola çikip tüm Türk yurdunu gezdigimizde de kadinin her özgürlük  hareketinde erkegiyle birlikte savastigini görürüz. Iste bunun için Alperen anneleridir onlar... Zira savasmayan kadin oglunu savasa gönderemez. Orta Asya da dikilen mezar taslarinda kadinlarimizin savastaki kahramanliklari anlatilir. Eskiden oldugu gibi bugünün özgürlük mücadelelerinde de bayragi kadinlar tasiyor. Yakin tarihe baktigimizda iste Semey hareketi, iste Kirim direnisi, iste Azerbaycan azatlik mücadelesi, iste Gulca direnisi, iste Bati Trakya dan gelen kardes sesi.

BU DESTAN BIZIM DESTANIMIZ

Kasgar'da günes Istanbul'dan çok önce dogardi. Ayni kibleye bas koyan insanlar Ayni dili konusur,ayni türküleri söyler. Ayni özlemleri dile getirirdi.Aksu'nun minareleri tipki Bursa'nin Ulu camiinin minarelerine benzerdi.

Ezan sesi yankilandikça özgürlügümüz perçinlenir, gönlümüz huzur dolardi. Alanya'dan Toros sirtlarina binlerce yildir hiç durmadan göç eden Türkmen yörükleri Altaylardaki Tanri daglarindaki, akrabalari gibi kil çadirlarda güzler, kerpiç evlerde kislar, çocuklarina ayni özgürlük destanlarini ögretirler. Her evin bir Dede Korkut'u, her ananin bir nasihati, her atanin bir silahi vardir aile ocaginda... Ve her aile ocagi yeni bir özgürlük destani yazacak kahramanlarla doludur. Iste tüm dünya bilir Türk'ün gücü silahta, topta, okta degil bu kahramanlardadir  ve ancak bu kahramanlar okla, yayla, topla, tüfekle tarihe yeni bir özgürlük destani kazandirir.

   

NÜKLEER KATLIAM

Kizil Çin'in, Nükleer Arastirma Merkezi ve Atom Deneme alani Dogu Türkistan'in Lop Nor bölgesindedir. Ayrica Çin'in Nükleer Füze Üssü nünde bu bölgede oldugunu Quck Dergisi 1988 yilinda açiklamistir. 

22 Eylül 1969  yilinda ise 250 kilo ton agirliginda  TNT ihtiva eden 10  uncu Atom bombasini patlatmislardir. 29 Eylül 1969 yilinda yine 3 Mega ton gücünde ilk Hidrojen bombasi patlatilmistir.

1984 yilindaki Nükleer denemede, gücü 150 kilo ton civarinda oldugu sanilan  bombanin richter ölçegine göre 6.8 siddetinde oldugu tespit edildi.

1996 yilinda yine dünya basininda çikan haberlere göre Avustralya Basbakani John How




Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama