Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
 %100 Ücretsiz Türkiye'nin Ansiklopedi Bilgi Sitesine Hoşgeldiniz. Amacımız Kaliteli ve Tarafsız Türkçe Bilgi yi farklı iletişim teknolojileri araçları kullanarak ücretsiz iletmektir. AyBilgi 2012 yılında kurulmuş olup, internetteki en eski türkçe ansiklopedi sitesidir.
>  Anasayfa > Makaleler > Yabancı Diller > Türk Dilleri > Turkmen dili turkiye dili Sözlük 1 'türkmence-türkçe'


Turkmen dili turkiye dili Sözlük 1 'türkmence-türkçe'
Tarih 08/03/2013 04:37 Yazar Onur Okuyanlar 3922   Sayfa Numarası 4479
Print Pdf RSS
Türkmen Türkçesi - Türkiye Türkçesi Sözlük

Türkmen Türkçesi Türkiye Türkçesi
abanmak Abanmak, üzerine eğilmek.
äbermek 1. Bir şeyi alıp birisine vermek.
2. Bir şeyi birisi için satın almak.
abraý 1. İtibar, nüfuz.
2. Şan, şöhret, ün, tanınma.
Aç.
açar Anahtar.
açgöz Aç gözlü.
açlyk Açlık.
açmak 1. Açmak.
2. Keşfetmek.
3. Yazmak, sermek (sofra vb.).
açyk 1. Açık.
2. Temiz, saf, duru.
açyklyk Açıklık.
açylmak 1. Açılmak.
2. Parlamak, aydınlanmak.
adagly Nişanlı, sözlü.
adalat Adalet, doğruluk, hak.
adam Adam, insan.
adam bolmak
1. Büyümek, yetişmek, adam olmak.
2. Akıllanmak.
adam etmek Besleyip büyütmek, yetiştirmek, adam etmek.
adamy İnsanoğlu, insan.
adat 1. Gelenek, âdet.
2. Alışkanlık, huy.
adatça Âdet olduğu üzere, genellikle.
ädik Çizme, edik.
ädim Adım.
ädim ätmek Adım atmak, yürümek, hareket etmek.
adyl Adaletli, adil, insaflı.
adyllyk Adaletlilik, adillik, insaflılık.
adýutant Yaver.
aga 1. Ağabey.
2. Amca.
3. Ağa, bey.
agaç 1. Ağaç.
2. Tahta.
agarmak 1. Ağarmak.
2. Solmak.
agdarmak 1. Döndürmek, çevirmek.
2. Devirmek, yıkmak.
3. Düşürmek...
4. Dökmek.
5. Boşaltmak.
6. Karıştırmak.
agent 1. Acenta.
2. Ajan, casus.
aglamak Ağlamak.
aglanmak Ağlanmak.
aglaşmak Ağlaşmak.
aglatmak Ağlatmak.
agmak 1. Aşmak.
2. Yükselmek, ağmak.
agram Ağırlık.
agronom Tarım uzmanı.
agşam Akşam.
agşamara Gün batımı, akşamleyin, akşam üzeri.
agtarmak 1. Aramak.
2. Yoklamak, karıştırmak.
agtyk Torun.
agy Ağlama, ağlayış, ağıt.
agyçy Ağıtçı; yas törenlerinde yüksek sesle bir şeyler söyleyerek ağlayan kişi.
agyl Ağıl.
agyn 1. Bütün, hep.
2. Baştan başa, baştan aşağı.
agyr 1. Ağır.
2. Zor, güç, sıkıntılı.
agyrlyk Ağırlık.
agyrmak Ağrımak.
agyz Ağız.
agza 1. Organ, aza.
2. Öge.
3. Üye, aza.
agzamak Anmak, bahsetmek, zikretmek, söz etmek, ima etmek.
agzybirlik Uyum, yekvücut olma, söz birliği.
ah İnleme, sızlama.
ah Ah, vah, aman, heyhat, yazık!
äheň 1. Melodi.
2. Uyum.
3. Ton (konuşma).
ahlak Ahlâk.
ähli Bütün, hep.
ähmiýetli Önemli, ehemmiyetli.
ahmyr Ham hayal, gerçekleşmesi zor amaç.
ahwal Durum, hâl.
ahyr Nihayet, sonunda, artık.
ahyrsoňy En sonunda, nihayet.
ahyry 1. Artık, nihayet, sonunda.
2. Daha.
ahyryn bk. ahır
ajal Ecel, ölüm.
ajamak Acılaşmak, acımak.
ajap bk. acayıp.
ajaýyp 1. Görkemli, muhteşem, debdebeli.
2. Mükemmel, şahane, enfes, çok iyi, çok güzel.
ajy Acı.
ak Ak, beyaz.
akademik Akademi üyesi.
äkelmek Getirmek.
akgynly Akıcı.
äkitmek Götürmek.
aklyk 1. Aklık, beyazlık.
2. Ücret.
akmak Akmak.
akmak Budala, ahmak, aptal.
aksakgal Yaşlı, ihtiyar.
akyl Akıl.
akyl bermek Akıl vermek, öğüt vermek, yol göstermek.
akyldar Mütefekkir, fikir adamı, düşünür.
akym 1. Akıntı, akım.
2. Yol, yöntem, metot.
al¹ Al, kırmızı.
al² 1. Hile.
2. Cin, peri.
ala 1. Ala, alacalı.
2. Elâ.
3. Değişik, türlü, çeşitli.
ala-mula Ala bula.
alaç Çare, kurtuluş, çıkış yolu.
alada Tasa, kaygı, sıkıntı, endişe.
alamat 1. Alâmet, işaret, iz, eser, nişan, belirti.
2. Alâmet, vasıf.
alaň Küçük tepe, tümsek.
alasman Gök yüzü, gök.
alaw Alev, meşale, şule.
alça Kızıl erik.
alçak 1. Nazik, nezaketli.
2. Müşfik, şefkatli.
aldamak Aldatmak, yalan söylemek.
aldanmak Aldanmak.
aldawçylyk Aldatıcılık, hilekârlık.
aldyrmak 1. Aldırmak, kaptırmak.
2. Harap ettirmek, yok ettirmek.
älem 1. Cihan, âlem, dünya.
2. Elâlem, herkes.
3. Her yer, her taraf.
älemgoşar Gök kuşağı.
aljyramak Şaşırmak.
alkym 1. Çene, gerdan.
2. Birinin yanı, yakını.
alkyş Minnettarlık, minnet, şükran, teşekkür.
alkyş etmek Teşekkür etmek, şükretmek.
Alla Allah.
Allatagala Allahü Tealâ.
alma Elma.
almak 1. Almak.
2. (Yol) almak.
3. Kabul etmek.
4. Alıp gitmek.
almaz Elmas.
alňasamak Acele etmek, telâşlanmak.
alp Alp, yiğit, kahraman.
alty Altı
altyn Altın.
alym Alim, bilgili, bilgi sahibi.
alyn 1. Alın.
2. Ön, öndeki.
alynmak 1. Alınmak, edinmek.
2. Ele geçirilmek, elde edilmek.
alyp barmak Çok etkilemek, iliğine işlemek.
alyp çykmak Kurtarmak.
alyşmak 1. Değişmek.
2. Karşılıklı almak.
amal Tarz, usul, yol, yöntem.
amal etmek Gerçekleştirmek, yerine getirmek, hayata geçirmek, tahakkuk ettirmek.
aman 1. Sağ salim, sağ.
2. Sağlam, sıhhatli.
3. Yardım, imdat.
amana gelmek Dize gelmek, baş eğmek, boyun eğmek.
amanat Emanet.
amatly Elverişli, uygun, müsait, münasip.
ammar Ambar, depo.
1. Fikir, düşünce, mantık.
2. İdrak, kavrama, sezme.
3. Akıl, zekâ.
anbar Amber.
aňlatmak Anlatmak, ifade etmek.
aňly Anlayışlı, ferasetli, zeki.
aňmak 1. Anlamak, kavramak.
2. İdrak etmek, şuuruna varmak.
anna Cuma.
aňry 1. Öte, arka.
2. Aşkın, fazla.
aňsat Kolay, basit, hafif.
ant içmek Yemin etmek, ant içmek.
anyk 1. Açık, aydın, belli, anlaşılır.
2. Tam, eksiksiz.
3. Doğru.
aňzak Şiddetli soğuk, ayaz.
apat 1. Dert, belâ.
2. Felâket, afet.
3. Kötü şey.
apbasy Kadın elbisesinin önüne takılan, yaprak gibi yassı, gümüşten yapılmış süs, ziynet.
äpet Muazzam, koskocaman, muhteşem.
apy-tupan 1. Kasırga, fırtına, deprem.
2. Kavga, hırgür.
ar 1. Öç, intikâm.
2. Ar.
är 1. Mert, yiğit, er.
2. Eş, koca.
ar-namys Şeref, onur, yüz akı, namus, itibar.
ara Ara, aralık, mesafe.
araba (Motorsuz) araba, kağnı.
arada 1. Arada sırada, bazen.
2. Son günlerde, yakında, yakın zamanlarda.
3. Arada, ortada.
aralaşmak 1. Girmek, gelmek.
2. Karışmak, müdahale etmek.
aralyk 1. Aralık, mesafe.
2. Herkese âit, umumî.
aram tapmak Sakinleşmek, yatışmak, rahatlamak, huzur bulmak.
aramak 1. Aramak.
2. Özen göstermek, titiz davranmak.
arany açmak 1. Uzaklaşmak.
2. Ayrılmak.
Arap Arap.
arassa Temiz, saf.
arassalanmak 1. Temizlenmek.
2. Ayıklanmak.
arça Çam.
ardynjyramak Sallanmak.
ardynmak Öksürmek, öksürüp gırtlağını/boğazını temizlemek.
argyn Yorgun, bitkin.
argynlyk Yorgunluk, bitkinlik.
arka Sırt, arka.
arka durmak Himaye etmek, korumak, kayırmak.
arkadag Himaye eden, koruyucu, koruyan, gözeten.
arkaly Aracılığıyla, vasıtasıyla, sayesinde, yoluyla.
arkaýyn Rahat, sakin, sessiz, telâşsız.
arkaýyn bolmak Rahat olmak, sakin olmak.
arlamak 1. Bağırmak.
2. Kükremek.
armak Yorulmak.
arman 1. Gerçekleşmemiş arzu, emel.
2. Ham hayal.
3. Kin, öfke, gazap.
4. Heyhat, yazık, eyvah!
armanly 1. İstediğini elde edemeyen, amacına ulaşamayan, muradına eremeyen.
2. Üzgün, üzüntülü, acılı.
armaweri Kolay gelsin!
armyt Armut.
arpa Arpa.
arslan Arslan.
arş Arş; göğün en üst tabakası.
artmak Artmak, geriye kalmak.
artyk Fazla, fazlalık, artık, geriye kalan.
artykmaç 1. Fazla, gereğinden fazla.
2. İyi, güzel, mükemmel.
aruz Aruz.
ary Arı.
arzan Ucuz.
arzuw 1. Arzu, istek.
2. Hayal, rüya.
arzuw edilmek İstenmek, arzu edilmek.
arzuw etmek İstemek, arzu etmek.
arzy Arzu, istek, rica.
arzylamak İstemek, dilemek, rica etmek.
arzyly 1. Arzulu, ricalı.
2. Değerli, kıymetli, sevgili, aziz.
asfalt Asfalt.
asla Asla, hiçbir zaman.
asmak Asmak, iliştirmek, takmak.
asman Sema, gök, gök yüzü.
assa Yavaş, yavaşça.
ast Alt.
asuda 1. Sakin, dingin.
2. Rahat.
asyl 1. Asıl, cevher, öz.
2. Esasen, doğrusu.
asylly Kibar, efendi, asaletli, soylu, görgülü.
asylmak 1. Asılmak.
2. Asılmak, idam edilmek.
3. Boynuna ip takıp kendi kendini öldürmek, intihar etmek.
asyr Asır, yüzyıl.
Yemek.
aşa Aşırı derecede, pek, çok.
aşak 1. Alt, aşağı.
2. Alçak.
aşgazan Mide.
aşmak Aşmak, geçmek.
aşyk Sevdalı, âşık.
at Ad, isim, nam.
at At, beygir.
at dakmak 1. Lâkap takmak.
2. Ad koymak, ad vermek, adlandırmak.
3. Uygun görmemek.
ät galmak Ümidi boşa çıkmak.
ata 1. Baba.
2. Ata.
ataş Ateş.
atbakar Seyis, at bakıcısı.
ätiýaç Korku, kuşku.
ätiýaç etmek Korkmak, çekinmek.
atlandyrylmak Adlandırılmak, ad verilmek.
atlanmak 1. Atlanmak, ata binmek, ata binip gitmek.
2. Bir yere gitmek için yola düşmek, yola koyulmak.
ätlemek Adımlamak, adım atmak, yürümek.
atly 1. Adlı, isimli.
2. Meşhur, ünlü, şanlı, tanınmış.
atly 1. Atlı.
2. Atlı asker, süvari.
atly-abraýly Anlı şanlı.
atmak 1. Atmak.
2. Atmak, ateş etmek, vurmak.
3. Sermek (sofra vb.).
4. Atmak, fırlatmak.
5. Atmak, ağarmak (tan).
6. Çalmak (ıslık).
ätmek Adımlamak, adım atmak, yürümek.
atylmak Atılmak.
atyr 1. Güzel koku, ıtır.
2. Parfüm, esans.
atyrmak (Tan yerinin/günün ağarmasını) beklemek, sabahı etmek, sabahlamak.
atyz Dışı çitlerle çevrili toprak parçası, koru, parsel, arsa, tarla.
aw Av.
awamak Acımak, acı vermek, ağrımak.
awatmak Acıtmak, ağrıtmak.
awçy Avcı.
awlamak 1. Avlamak.
2. İzlemek, izine düşmek.
awtomat 1. Otomat.
2. Otomatik makine.
awy Zehir, ağı.
1. Ay (gök yüzündeki).
2. Ay; yılın on iki ayından her biri.
Ay, ah, vay, vah, heyhat, yazık!
aýa Aya, avuç içi.
aýak Ayak.
aýak çekmek Durmak, duraklamak.
aýal 1. Kadın.
2. Hanım, karı, zevce.
aýal-gyz Kadın ve kız.
aýan 1. Açık, belli, malûm, aşikâr.
2. Açıkça, apaçık.
aýan bolmak Malûm olmak, bilinmek, belirmek, ortaya çıkmak.
aýan etmek Belirtmek, bildirmek, açıklamak, ortaya çıkarmak.
aýan eýlemek Belirtmek, bildirmek, açıklamak, ortaya çıkarmak.
aýat Ayet.
aýaz Ayaz, soğuk.
aýdyjy Söyleyen, söyleyici.
aýdylmak Söylenmek, konuşulmak, bahsedilmek.
aýdym Şarkı, türkü.
aýdym aýtmak Şarkı söylemek, türkü söylemek/çağırmak.
aýdym-saz Saz ve söz, sazla birlikte söylenen şiir.
aýdymçy Türkücü, şarkıcı, ses sanatçısı.
aýdyň 1. Aydın, aydınlık.
2. Açık, belli, anlaşılır.
aýgytly 1. Aydınlatıcı, parlak, aydınlık.
2. Kesin.
3. Kararlı.
aýlamak 1. Dönmek, dolaşmak.
2. Çevirmek, döndürmek.
aýlanmak Dönmek, dolanmak, dolaşmak, gezinmek.
aýlap ... aydır, ... aydan beri.
aýlaw 1. At yarışı yapılan meydan, alan.
2. Kıvrım, eğri.
aýna 1. Cam.
2. Ayna.
3. Pencere.
aýnadylmak Naz edilmek, nazlanılmak.
aýnamak 1. Naz etmek, nazlanmak.
2. Kapris yapmak.
äýnek Gözlük.
aýra Ayrı.
aýra düşmek Ayrılmak, ayrı düşmek.
aýralyk Ayrılık, hasret.
aýratynlyk Özellik.
aýrylmak Ayrılmak.
aýt baýram Bayram.
aýtmak 1. Söylemek, demek.
2. Anlatmak.
3. Söylemek (şarkı, türkü).
aýtym Belli büyüklükteki yer, meydan, alan.
aýtys (Kazakça) Atışma (şairler arasında).
aýýar 1. Aldatıcı, hilekâr.
2. Yağmacı, harami.
3. Serseri.
aýylganç 1. Korkulu, dehşetli.
2. İğrenç.
aýyp Ayıp, kusur, yüz karası, suç, kabahat, günah.
aýyrmak Ayırmak.
az 1. Az.
2. Eksik.
az-hor Az buçuk.
az-owlak Az buçuk, biraz.
azajyk Azıcık, biraz, birazcık.
azalmak Azalmak, eksilmek.
azap 1. Azap, işkence.
2. Istırap, eziyet, sıkıntı.
azar Ağrı, sızı, sancı.
azaşmak Yolunu kaybetmek, şaşırmak, yoldan çıkmak.
azat Hür, serbest, bağımsız.
azat etmek Azat etmek, salıvermek, serbest bırakmak.
azat eýlemek Azat etmek, salıvermek, serbest bırakmak.
azatlyk Hürriyet, özgürlük, serbestlik.
azda-kände Az çok.
aždarha Ejderha, büyük yılan.
Aziýa Asya.
azlyk Azlık.
azmak Azmak, ahlâkı bozulmak, baştan çıkmak.
azy Azı, azı diş.
azyk Azık, yiyecek.
baba Dede, annenin babası.
babatda Hakkında, konuda, konusunda.
bäbek Bebek, süt emen çocuk.
bada 1. Önce, önceleri, evvelâ, başlangıçta.
2. An, kısa zaman.
3. Hemen, derhal, birden.
bada-bat Hemen, derhal, birden.
badak salmak Çelmek, çelmelemek, engel olmak.
badaşmak Birbirine çok bağlı olmak, yakınlık duymak, yaklaşmak, yakın durmak, içli dışlı olmak, bağdaşmak.
bag Bağ, bahçe.
bagana Kuzu postu, kuzu derisi.
bagban 1. Bahçe sahibi.
2. Bahçıvan.
baglamak Bağlamak, düğümlemek.
baglanmak 1. Bağlanmak.
2. Kilitlenmek.
3. Kapanmak.
4. Kapatılmak.
baglanyşykly Bağlı, alâkalı, ilgili, ilişkili.
bagly 1. Bağlı, gerçekleşmesi bir şartı gerektiren.
2. Bağlı, bağlanmış.
bagşy Ozan, halk şairi, saz şairi.
bagt Baht, saadet.
bagtyýar Bahtiyar, talihli, bahtlı.
bägül Gül.
bagyr 1. Bağır, göğüs.
2. Karaciğer.
bagyşlamak Affetmek, bağışlamak.
baha 1. Fiyat, değer, kıymet.
2. Not.
bahar Bahar, ilkbahar.
bähbit 1. Fayda.
2. Menfaat, çıkar.
3. Kâr, kazanç.
bähre almak Tad/zevk almak, keyiflenmek, hoşlanmak.
Bahry Hazar Hazar Denizi.
bakan -a/-e doğru.
bakja Bahçe.
bakmak 1. Bakmak.
2. Görmek.
3. Gütmek.
baky 1. İlelebet, ebediyen, ebedî.
2. Ölümsüz.
bakylmak 1. Bakılmak.
2. Beslenmek, yetiştirilmek.
bakyşmak 1. Bakışmak.
2. Bakmakta, beslemekte yardımlaşmak.
bal Bal.
bala Çocuk, yavru.
balak Pantolon.
bälçiremek Şaka yapmak.
baldak Bitki sapı, ot gövdesi.
balkyldamak Işıldamak, parlamak, parıl parıl parlamak.
balyk Balık.
bap Bölüm.
bar 1. Bütün, hep, tamamen.
2. Var, var olan, mevcut.
barabar 1. Beraber, birlikte.
2. Eşit.
barada Hakkında, konuda, konusunda, dair, üzerine.
barasynda bk. barada.
barça Bütün.
barha 1. Bütün, hep.
2. Gittikçe.
3. İyice, büsbütün.
bäri 1. Beri.
2. -dan/-den beri.
bärik Beriye.
bark urmak 1. Parıldamak.
2. Güzel ve kesif koku yaymak.
barlyk Varlık, var oluş, mevcudiyet.
barmak Varmak, gitmek.
barmak Parmak.
bary 1. Hepsi, bütünü.
2. Herkes.
3. Hep.
baryş Gitme, gidiş, seyir.
basgançak



Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama