Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
Selam5 %100 ücretsiz arkadaşlık sitesi
REKLAM KODU
>  Anasayfa > Makaleler > İngilizce > İngilizce türkçe hakaret sözleri


İngilizce türkçe hakaret sözleri
Tarih 08/03/2013 18:32 Yazar Onur Okuyanlar 2982   Sayfa Numarası 4311
Print Pdf RSS
İngilizce türkçe hakaret sözleri  (cümleleri)

-Bazı kişiler kebabı yoğurtla yemeyi tercih ederler.
Some people prefer to eat kebap with yoghurt.
- Herzaman bu derece aptal mısın, yoksa bugün özel bir gün mü?...
Are you always this stupid or is today a special occasion?
-Sana koltuk çıkmadığı gerekçesiyle beynini mahkemeye vermeyi düşündüğün oldu mu hiç? Have you considered suing your brain for non-support?
… Seninki gibi bir suratım olsa, anamla babamı dava ederdim!
... If I had a face like yours, I'd sue my parents!
-Bugün bütün gün seni düşündüm. Hayvanat bahçesindeydim de...
I thought of you all day today. I was at the zoo.
-Ailesinde ilk kuyruksuz doğan odur...
He's the first in his family born without a tail.
-İnsanlarla ile senin aranda herhangi bir benzerlik olsa olsa rastlantısaldır..
Any similarity between you and a human is purely coincidental...
-Eğer cehalet bir özürlülük hali sayılsa, sana en yüksek maluliyet maaşını verirlerdi...
If ignorance were a disability, you'd get the full pension.
-Walla, yerde yavaş yavaş sürünen bir sülüğü izlemeyi ne derece ilginç buluyorsam seni de aşağı yukarı o derece ilginç buluyorum...
Truly, you are about as interesting as watching a slug move slowly across the floor.
-Eh, pekala... Sonsözü senin söylemene izin vereceğim -- eğer bir daha çeneni açmayacağına söz verirsen...
Oh well, I'll consider letting you have the last word if you guarantee it will be your last.
-Dünyaya bir iyilik yap da, hızlı bir tirenin önüne at kendini, seni kangren beyinli deli gömleği kaçkını seni...
Do the world a favor and kiss the front of a speeding train, you gangrene-brained straightjacket-escapee.
-Nereden çıkıp geldin buraya? Birisi kafesinin kapağını açık filan mı bıraktı??...
How did you get here? Did someone leave your cage open?
-İnsanın beyinsiz de yaşayabileceğinin canlı kanıtı...
He is living proof that man can live without a brain!
-Nasıl soluk alıp verileceğini öğrenmen kaç yılını almıştı?...
How many years did it take you to learn how to breathe?
-Şu anda seninle konuşacak vaktim yok. On yıl sonra nerede olacağını söyle bana...
I can't talk to you right now; tell me, where will you be in ten years?.
-Bunca uzun konuşuyor olman benim için sorun değil -- dinlemiyor olmam senin için sorun olmadıkça...
I don't mind that you are talking so long as you don't mind that I'm not listening.
-Yaklaşımın hoşuma gitti; şimdi bir de çekip gidişini görelim...
I like your approach, now let's see your departure.
-Öküz gibi kuvvetlisin -- hemen hemen aynı derecede de zeki...
You are as strong as an ox and almost as intelligent.
-Her kızın çirkin olma hakkı vardır, ama sen bu ayrıcalığı abartmışsın...
Every girl has the right to be ugly, but you abused the privilege.
-Hadi ben sarışınım; senin mazeretin ne?... OK., I'm blonde, what's your excuse?
-Biliyorum benim için dünyanın bir ucuna gidersin. Gidersin de -- asıl -- orada kalır mısın?...
I know that you would go to the end of the world for me. But would you stay there?
-Kim ne derse bir kulağından girip öbür kulağından çıkıyor. Çünkü arada trafiği engelleyecek hiçbirşey yok...
Whatever anyone says to him/her goes in one ear and out of the other because there is nothing in between blocking the traffic.
-Haydi bakalım; tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna!
Now, look! You go your way, and I'll go mine... Good-by, you waste of skin!!...
*Güle güle! Seni lüzumsuz, beyinsiz yaratık!!.
Adios, asshole!!...
-Herzaman bu derece aptal mısın, yoksa bugün özel bir gün mü?...
Are you always this stupid or is today a special occasion?
-Bahse girerim, sendeki beyin hiç eskimemiştir -- bugüne değin hiç kullanmamış olduğuna göre...
I bet your brain feels as good as new, seeing that you've never used it.
-Suratını birkaç günlüğüne ödünç alabilir miyim? Kıçım tatile çıkacaktı da...
Can I borrow your face for a few days while my ass is on vacation?
-Seninki gibi bir suratım olsa, anamla babamı dava ederdim!...
-If I had a face like yours, I'd sue my parents!
-Ailesinde ilk kuyruksuz doğan odur... He's the first in his family born without a tail.
-İnsanlarla ile senin aranda herhangi bir benzerlik olsa olsa rastlantısaldır...
Any similarity between you and a human is purely coincidental…
-Bir ağaçkakan için kauçuk dudaklar ne kadar işe yararsa, sen de o kadar işe yarıyorsun işte...
You are as useless as rubber lips on a woodpecker
-Eh, pekala... Sonsözü senin söylemene izin vereceğim -- eğer bir daha çeneni açmayacağına söz verirsen...
Oh well, I'll consider letting you have the last word if you guarantee it will be your last.
-Hayatında bir kere de insan onuruna yaraşır bir şey yap da bileklerini keskin bıçakla kesiver, seni tekkaşlı canavar seni...
Do the decent thing for once in your life and introduce your wrists to a sharpened knife, you unibrowed monster.
-Bukadar erken mi gitmek zorundasın? Ben de tam çayını zehirlemek üzereydim...
Do you have to leave so soon? I was about to poison the tea.
-Nasıl soluk alıp verileceğini öğrenmen kaç yılını almıştı?...
How many years did it take you to learn how to breathe?
-Bunca uzun konuşuyor olman benim için sorun değil -- dinlemiyor olmam senin için sorun olmadıkça...
I don't mind that you are talking so long as you don't mind that I'm not listening.
-Yaklaşımın hoşuma gitti; şimdi bir de çekip gidişini görelim...
I like your approach, now let's see your departure.
-Sana hakaret etmek isterdim, ama sendeki zekayla anlamayacağına eminim...
I would have liked to insult you, but with your intelligence I'm sure you wouldn't get offended. -Saatini mi kaşısın, kıçını mı kursun birbirine karıştırır...
He doesn't know whether to scratch his watch or wind his butt.
-Beyinler yağmur olup yağsa, sen yine bir çöl kalırsın...
If brains were rain, you'd still stay a desert.
-Kendisinin bir beyin fırtınasına en yakın olacağı durum hafif bir çisenti...
The closest he/she'll ever get to a brainstorm is a slight drizzle.
-Beyin transplantasyonuna gereksinimim olsa seninkini alırdım -- Nede olsa hiç kullanılmamış...
If I ever need a brain transplant, I'd choose yours because I'd want a brain that had never been used.
-Öküz gibi kuvvetlisin -- hemen hemen aynı derecede de zeki...
You are as strong as an ox and almost as intelligent.
-Her kızın çirkin olma hakkı vardır, ama sen bu ayrıcalığı abartmışsın...
Every girl has the right to be ugly, but you abused the privilege.
-Hadi ben sarışınım; senin mazeretin ne?...
OK., I'm blonde, what's your excuse?
-Ne yazık: Böylesi güzel sarı saçları mahfetmek -- köklerini siyaha boyayarak!...
It is such a shame to ruin such beautiful blonde hair by dying your roots black.
-Sen konuşmaya devam et. Ben birşeye ilgi duyunca hep esnerim ...
d./yo:wn/Keep talking. I always yawn when I'm intereste
-Biliyorum benim için dünyanın bir ucuna gidersin. Gidersin de -- asıl -- orada kalır mısın?...
I know that you would go to the end of the world for me. But would you stay there?
- Kim ne derse bir kulağından girip öbür kulağından çıkıyor. Çünkü arada trafiği engelleyecek hiçbirşey yok...
Whatever anyone says to him/her goes in one ear and out of the other because there is nothing in between blocking the traffic.
-Ahmaklar uçabilse, burası hava meydanına dönerdi yahu …
If idiots could fly, this would be an airport
-Amaaan, çık git be hayatımdan, tamam mı!...
Oh, just get out of my life, will you!
-Offf, defol git be, tamam mı!...
Oh, just get lost, will you.
-Haydi bakalım; tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna!
Now, look! You go your way, and I'll go mine...
-Güle güle! Seni lüzumsuz, beyinsiz yaratık!!.
Good-by, you waste of skin!!...
-Güle güle! *ıçımın kenarı!!
Adios, asshole!!...



Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama
 
.