Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
Selam5 %100 ücretsiz arkadaşlık sitesi
REKLAM OLARAK GÖZÜKECEK KOD
>  Anasayfa > Makaleler > Ulkeler > Çeçenistan > Rusya'nın çeçenistan bataklığı


Rusya'nın çeçenistan bataklığı
Tarih 08/03/2013 00:16 Yazar Onur Okuyanlar 1846   Sayfa Numarası 123
Print Pdf RSS
Rusya'nın Çeçenistan Bataklığı

22 Ağustos 2000

İşgalci Ruslar güya Çeçenistan'da bir seçim gerçekleştirdiler. Oysa Çeçenistan devlet başkanı Aslan Maşadov'un da ifade ettiği üzere işgalin gölgesinde ve insanların hürriyetlerinin ellerinden alınması suretiyle gerçekleştirilen seçimin hiçbir itibarı ve geçerliliği olamaz.

Zaten seçime katılanlar da sayıları çok az olan Rusya yanlılarıyla muhtemelen işgal güçlerinin baskısı altında oy kullanmaya zorlanan insanlardı. Bu yüzden de seçimlere katılma oranı iyice düşük olmuştur.

Rusya'nın bu göstermelik seçimlerinin gerçekte hiçbir geçerliliğinin olmayacağını bütün dünya kamuoyu da bilmektedir. Bu yüzden Rus işgal güçlerinin baskısı altında gerçekleştirilen göstermelik seçimlerin dünya kamuoyunda hiçbir yankı bulmadığını ve aklı başında herkesin bu olaya gülüp geçtiğini görüyoruz.



Rusya, Çeçenistan'da sürekli kayıp vermektedir. Resmi açıklamalarda gerçek kayıp sayısı devamlı gizleniyor. Ancak bunun gizlenmesi gerçeği değiştirmiyor. Bugün Çeçenistan'ın başkenti Çeharkale (Grozni) Rus işgal kuvvetlerinin kontrolü altında olarak bilinmektedir. Ancak gerçekte tümüyle onların kontrolü altında olduğu söylenemez. Çeçen mücahitler bu şehre de rahatça girebilmekte ve işgal kuvvetlerine karşı eylemler düzenleyebilmektedir. Kırsal bölgelerde ise Rus kuvvetleri birçok kez pusuya düşürüldüklerinden ve önemli kayıplar verdiklerinden buralarda dolaşmaktan korkanlar mücahitler değil işgal kuvvetleridir.

Rusya'daki bazı bağımsız (resmi olmayan) kaynaklar Rus kuvvetlerinin Çeçenistan'da önemli kayıplar verdiklerine dikkat çekiyorlar. Çeçenistan kaynaklarında ise Rusların gerçek kayıplarının Rusya'daki gayri resmi haber kaynaklarının verdiği rakamların da çok üstünde olduğuna dikkat çekiliyor.

Rusya'daki haber kaynaklarının iki hafta önce verdikleri haberlerde Çeçenistan'da mücahitlerin sadece başkent Grozni'deki Rus kuvvetlerine karşı bir hafta içinde sekiz ayrı saldırı gerçekleştirdikleri dile getiriliyordu. Çeçen kaynaklarında da başkentteki işgal kuvvetlerine yönelik top ve füze saldırılarıyla işgalcilere önemli miktarda kayıp verdirildiği birçok askerin öldürüldüğü, çok miktarda askeri teçhizatın imha edildiği ifade ediliyordu.

Bu bilgilerden Rus işgal kuvvetlerinin kırsal alanda sık sık pusuya düşürülmekten dolayı verdiği önemli kayıplar sebebiyle başkente yığıldıklarını, ama başkentte de mücahitlerin gerek şehre girerek, gerekse şehir dışından gerçekleştirdikleri eylemler ve saldırılarla sıkıştırıldıklarını gösteriyor. Bu durum ise Rus işgal kuvvetlerinin başkentte de hakimiyeti yeterince ellerinde tutamadıklarını ortaya koyuyor.

Çeçen mücahitler geçtiğimiz günlerde bir Rus askeri helikopterini de düşürdüler. Bu helikopterin düşürülmesi sonucu 50 Rus askeri hayatını kaybetti. Bu durum Çeçen cihadı açısından büyük önem arz etmektedir. Çünkü Çeçen mücahitlerin Rus hava kuvvetlerine karşı herhangi bir savunma mekanizmaları yoktu. Bu mekanizmayı ancak Rus işgal güçlerine yönelik baskınlar yoluyla elde etmeleri söz konusu olabilir. Helikopterin düşürülmesi hem Rus kuvvetlerine karşı gerçekleştirilen saldırıların önemli sonuçlar verdiğini, hem de Rus işgal kuvvetlerinin artık hava saldırıları konusunda da sıkıntıya düşeceklerini göstermesi açısından dikkat çekici bir gelişmedir. Rusya, askeri helikopterinin düşürüldüğüne dair haberleri yalanladı. Rusya tarafından yapılan açıklamada helikopterin düşürülmediği ancak yüksek bir tepeye zorunlu iniş yaptığı iddia edildi. Ancak bu yalanlama askerlerinin sürekli yıpranan morallerinin daha fazla yıpranmaması için olabilir. Çünkü bu durum askerlerin artık hava saldırılarında da kendilerini rahat ve güven içinde hissedememelerine sebep olacaktır.

Son günlerde yaşanan önemli bir gelişme de Çeçenistan sınırındaki Inguşetya topraklarında bir çatışmanın meydana gelmesi oldu. Burada bazı Rus askerleriyle mücahitler arasında meydana gelen çatışmada Rus kuvvetleri sıkışınca hava yardımı istediler. Çatışmalarda iki Rus askeri öldürülürken, 5 mücahit de şehit oldu. Bu olay da çatışmaların Çeçenistan sınırları dışına taşması açısından önem arz etmektedir. Böyle bir çatışmanın olduğu Rusya tarafından kabul edildi. Verilen bilgilere göre bu olay Inguşetya topraklarında vuku bulan ilk çatışma değil. Ancak Rusya'nın bu topraklarda vuku bulduğunu itiraf ettiği ilk çatışma niteliğini taşıyor.

Rusya'nın Çeçenistan'da önemli sayıda kayıp verdiği bazı resmi ağızlar tarafından da itiraf edildi. Rusya Genelkurmay başkanı birinci yardımcısı General Valery Manilof, Rusya'nın geçtiğimiz Ağustos ayında başlattığı Kafkasya'ya yönelik ikinci askeri hareketinin başından buyana ölen ve yaralanan askerlerinin sayısının on bini bulduğunu bunlardan 2537 kişinin ölü, kalanlarının yaralı olduğunu söyledi. Ancak resmi olmayan kaynaklar bu rakamların gerçekleri yansıtmadığına, gerçek ölü sayısının bunun çok çok üstünde olduğuna dikkat çektiler.

Rus işgal kuvvetlerinde ölü ve yaralı sayısının çok olması askerler arasında büyük bir moral kaybına ve huzursuzluğa sebep oluyor. Çünkü her bir asker, işgalin devam etmesi halinde ölüm veya yaralanma sırasının bir gün kendisine de gelmesinin kuvvetli ihtimal olduğunu düşünüyor. Bu durum genel olarak toplumda da huzursuzluğa sebep oluyor. Çünkü toplum fertlerinin büyük çoğunluğunun uzaktan veya yakından orduyla bir bağlantısı var. Ya bir yakınları askerlik görevini yerine getirmektedir, ya da bu görevi yerine getirme zamanı yaklaşan bir yakınları vardır. Bu yüzden Çeçenistan'daki işgalin devam etmesi halinde çıkacak tombalanın bir gün kendilerini de ilgilendireceğini düşünüyorlar. Üstelik her ne kadar Rusya toplumunda bir Çeçen düşmanlığının yerleştirilmesi için yoğun çaba sarf ediliyorsa da, toplum fertlerinin önemli bir kesimi bu savaşın kendi açılarından anlamsız olduğuna inanıyorlar.

Rusya, geçtiğimiz haftalarda kendi kamuoyunu, Çeçenistan'da verdiği savaşın haklılığına inandırmak için bazı yeni girişimlerde bulundu. Bu konuda kullandığı metot ise daha önce Çeçenistan'ı işgal hareketini başlatma öncesinde başvurduğu metodun aynısıydı. Başkent Moskova'da bir patlama oldu. Yine Moskova'da bazı yerlerde patlamaya hazır bombalar bulundu. Hemen bu patlamalarla ve bombalarla Çeçenistan'daki direnişçilerin irtibatlandırılmasına çalışıldı. Bu amaçla bir Çeçen ve bir Dağıstanlı tutuklandı. Ama oyun bu sefer öncekinden daha zayıftı. Çünkü daha önce işgale gerekçe olarak kullanılmak amacıyla gerçekleştirilen patlamaların arkasında Rus istihbaratının olduğu ortaya çıkmıştı ve bu yüzden Moskova yönetimi artık güvenilirliğini tamamen kaybetmişti.

Ayrıca bu kez patlamaların gerçekleştirilme şekli ve polisin muhtelif yerlere yerleştirilen bombaları patlamadan önce kendi eliyle koymuş gibi bulması işin bir senaryo olduğunu açığa çıkarıyordu. Moskova yönetimi önceki patlamalardan sonra açığa çıkan gerçekler sebebiyle güven kaybettiğinden, bu kez toplumda oluşacak tereddütlerin çok sayıda insan kaybına yol açacak patlamalara karşı büyük tepkilerin ortaya çıkacağına sebep olacağını düşünüyordu. Bu yüzden patlayan bombasını çok fazla insan kaybına sebep olmayacak şekilde yerleştirmiş, sonrakileri de patlamadan ortaya çıkarmıştı. Ama dediğimiz sebeplerden dolayı bu oyun tutmadı. Biz bu konuyu geçtiğimiz hafta Akit gazetesine yazdığımız "Rusya'nın Yeni Komploları" başlıklı yazımızda daha ayrıntılı olarak ele almıştık. Rusya bu senaryolarıyla kendisinin aslında Çeçenistan'da bir savaş vermediği, teröre karşı mücadele ettiği imajı oluşturmayı hedefliyordu. Rusya kamuoyunu da Çeçenistan'daki terörün son bulmaması halinde bunun gelecekte daha büyük bir tehdit olabileceğine ikna etmek istiyordu. Ancak gerçekler asıl tehdidin Moskova yönetiminin bizzat kendisinden kaynaklandığını açığa çıkarmaktadır. Geçtiğimiz hafta karaya oturan bir denizaltıda mahsur kalan gemicilerinin kurtarılması için ilk günlerde dışarıdan yardım almayarak onları ölüme terk eden Moskova yönetiminin kendi insanına ne kadar değer verdiğini gayet net bir şekilde ortaya çıkardı. Savaş sırlarının açığa çıkmasını istemediği iddiasıyla 118 insanını ölüme terk eden bir yönetimin, yine savaş stratejilerinin hatırına bazı insanlarının hayatlarını kaybetmelerine sebep olacak patlamalar gerçekleştirmesi hiç de zor değildir.

Rusya'nın, Çeçenistan'daki hakimiyetini sürdürmek için bu topraklarda kukla bir yönetim oluşturduğunu biliyoruz. Zaten yazımızın başında sözünü ettiğimiz seçimler de bu yönetime meşruiyet kazandırma amacını taşıyordu. Bu yönetimin başına Ahmed Kadirov adında birini getirdi ki bu kişiyi Aslan Maşadov Rusya kuklası ve hain olarak nitelemişti. Fakat ilginçtir ki bu kukla yönetimin adamları arasında da kavga çıktı. Bu tabii ki bir yönetim değil rant kavgasıydı. Çünkü Rusya dünyalıkları için vatanlarını, namuslarını ve insanlarını satan hainlere biraz menfaat sağlayacaktı.

Kavga da bu menfaatin etrafında gerçekleşti. Mücahitler karşısında sürekli kayıp veren Moskova yönetimi şimdi bu kukla yönetim vasıtasıyla fitne çıkarmaya çalışıyor. Kukla yönetimin başına getirilen Kadirov bundan yaklaşık üç hafta önce Rus basın organlarına yaptığı açıklamada Maşadov'un Çeçen cephe komutanları Şamil Basayev ve Hattab hakkında söylediklerini açıklayarak aralarında güven bunalımına sebep olacağını söylemişti. Kadirov, Maşadov'la adı geçen iki cephe komutanı arasında geçmişte bazı ihtilaflar bulunmasına rağmen bugün tek saf halinde savaştıklarına ve Maşadov'un başkanlığında zaman zaman toplantılar gerçekleştirdiklerine dikkat çekmiş ve bu birlikteliğin bozulması gerektiğini söylemişti. Ama onun bir hain ve fitneci olduğu bilindiğinden söyledikleri de bir itibar görmedi. Bu yüzdendir ki söz konusu açıklamasını yapmasının üzerinden üç hafta geçmesine rağmen henüz hedeflediğini gerçekleştirme konusunda bir şey yapabilmiş değil.

Rusya'nın Çeçenistan'da içine düştüğü durum İsrail işgal devletinin Güney Lübnan'da içine düştüğü duruma çok benzemektedir. Her iki işgalin de hem başlangıcı, hem gidişatı birbirine benzemektedir. Bizim kanaatimize göre sonları da farklı olmayacaktır. İsrail işgal devleti de 1982'de Lübnan'ı işgal etmek istediğinde, kendisinin Londra'daki büyükelçiliğine yönelik bir bombalama eylemi gerçekleştirdi. Bundan Lübnan'ı kendilerine merkez edinen Filistinli gerillaları sorumlu tuttu ve derhal işgal hareketini başlattı. Oysa İngiltere polisinin yaptığı araştırmalar neticesinde bu patlamanın MOSSAD'ın eylemi olduğu ortaya çıktı. Ama İngiltere, İsrail'le ilişkilerine bir zarar gelmemesi için ve kendisinin "Ortadoğu politikası" açısından polisin ortaya çıkardığı gerçekleri kamuoyuna resmi ağızlardan açıklamak istemedi. İsrail işgal devleti de Güney Lübnan'da tam bir bataklığa saplandı ve bu bataklık onu her geçen gün daha da sıkıntıya soktu.

Burada sürekli kayıp vermesi sebebiyle bizzat kendi halkıyla karşı karşıya geldi. Güney Lübnan işgali İsrail askerleri arasında uyuşturucu kullanımının ve intiharın yaygınlaşmasına sebep oldu. İsrail işgal devleti de Güney Lübnan'da bir kukla güç oluşturmuştu. Şimdi bu kukla gücün elemanlarını yerleştirmek için yer arıyor. Muhtelif Avrupa ülkelerine onları kabul etmeleri için başvuruyor. Ama Avrupa ülkeleri kabul etmek istemiyorlar. İnanıyoruz ki Rusya yarın bir gün Çeçenistan'daki işgal kuvvetlerini çekmek zorunda kaldığında Ahmed Kadirov'un ve adamlarının karşı karşıya gelecekleri durum da farklı olmayacaktır. Ama basiretsiz insanlar üç kuruşluk geçici menfaate aldanarak bu tür hainlikler yapabilmektedirler. Sonuç itibariyle Rusya'nın Çeçenistan'daki sonu İsrail'in Güney Lübnan'daki sonu gibi olacaktır. Umarız bu erken gerçekleşir.  



Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama
Takvim
Eylül 2019
P S Ç P C C P
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30
 
.