Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
Selam5 %100 ücretsiz arkadaşlık sitesi
REKLAM OLARAK GÖZÜKECEK KOD
>  Anasayfa > Makaleler > Ulkeler > Çeçenistan > Putin vahşeti ve çeçenistan direnişi hakkında bilgi


Putin vahşeti ve çeçenistan direnişi hakkında bilgi
Tarih 06/03/2013 06:24 Yazar Onur Okuyanlar 1488   Sayfa Numarası 121
Print Pdf RSS

Putin Vahşeti ve Çeçenistan Direnişi


5 Kasım 2002 Salı, Cuma dergisi
 

Türkiye'de bu sıralarda seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı hava bütün herkesin zihnini kuşatmış durumda. Bunu biraz tabii karşılamak gerekiyor. Çünkü 3 Kasım 2002 seçimleri gerçekten beklenmedik sonuçlara sebep oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin büyük bir başarı göstereceği tahmin ediliyordu. Ancak özellikle iktidar partilerinin bu derece büyük bir sarsıntı yaşayacakları herhalde tahmin edilmiyordu. Gördüğümüz kadarıyla iktidarın yanlış uygulamalarından muzdarip olanların tümü -AKP'ye oy vermiş olsun olmasın- sonuçtan gayet memnun.

Biz ihtisasımız ve ilgi alanımız gereği kendi açımızdan, seçimlerin İslam dünyasındaki yansımaları üzerinde durmayı gerekli görüyoruz. Fakat bu konuyu inşallah Vakit gazetesi için yazacağımız yazıda ele alacağız. Cuma dergisinde bize tahsis edilen bölümde ise, seçim heyecanına ve seçim sonuçlarının doğurduğu havaya rağmen İslam dünyasında cereyan eden gelişmeleri tahlil etmemiz gerekiyor. En başta da Moskova'da yaşanan gelişmelerden sonra dünya gündeminin baş sırasına yerleşen Çeçenistan konusunu ele almayı uygun görüyoruz.



Emperyalist Güçler Birbirlerinin Ayaklarına Basmıyorlar


Putin'in Moskova'daki sözde rehine kurtarma operasyonunda uluslararası anlaşmalarda yasaklanmış bir zehirli kimyasal gaz kullandığı kesinleşti. Dolayısıyla yapılanın bir katliam olduğu da artık teslim edilmektedir. Bu durum karşısında Putin yönetimine değişik çevrelerden tepkiler yöneliyor. Ne var ki birbirlerinin ayaklarına basmaktan çekinen emperyalist güçlerin yüzleri en az Putin'inki kadar kara olduğundan onlar pek seslerini yükseltmek istemiyorlar. Saddam'ın elinde toplu imha silahları bulunduğu iddiasını kullanarak Irak halkını topluca imha etmeye kalkışan ABD, Putin'in kendi vatandaşlarına karşı bir toplu imha gazı kullanması karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor. Putin, kamuoyundan ve sivil kuruluşlardan gelecek tepkilerin etkisini azaltmak için de bir karşı atağa geçmiş bulunuyor. Bu amaçla dünyanın neresinde Çeçenistan'daki bağımsızlık davasıyla yakından ilgilenen veya Çeçen kökenli, öne çıkmış biri varsa tespit edip onun Moskova'daki tiyatro eylemiyle irtibatının bulunduğunu iddia ediyor ve o kişinin bulunduğu ülkenin yöneticilerinden de tutuklanıp kendisine teslim edilmesini istiyor. Diplomatik alandaki baskı ve etki gücünü de bu amaçla değerlendirmeye çalışıyor. Ancak eski emperyalist tehdit gücünü kaybetmiş olduğundan, ekonomik yönden de herhangi bir yaptırım imkanı olmadığından başlatmış olduğu diplomatik atak pek fazla etki gösterebilmiş değil.
 

Tepkilerden Kendini Sıyırmaya Çalışan Rusya'nın Diplomatik Atağı


Rusya sözünü ettiğimiz karşı atak çerçevesinde, Kopenhag'da Çeçen zirvesinin gerçekleştirildiği günlerde, Danimarka hükümetinden, Aslan Maşadov'un resmi temsilcisi Ahmed Zakayev'in tutuklanmasını istedi. Ne yazık ki Danimarka hükümeti de misafire karşı nankörlük ederek Rusya'nın isteğini yerine getirdi ve Zakayev'i tutukladı. Fakat bir süre sonra Danimarka İçişleri bakanı bayan Lini Aspirsen bir açıklama yaparak Rusya'nın Zakayev hakkındaki iddialarının doğru olmadığını, Zakayev'in Moskova'daki eylemle irtibatına dair hiçbir delile ulaşılamadığını, bu yüzden de onu serbest bırakacaklarını açıkladı. Bakan, Rusya'nın Zakayev'in kendisine teslim edilmesi yönündeki talebinin de kabul edilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Bu gelişme Rusya'nın karşı atağının ve Çeçenistan davasıyla irtibatlı olanların tümünü potansiyel suçlu gösterme girişiminin iyi bir yara almasına sebep oldu.
 

Türkiye'ye Nota


Bilindiği üzere Rusya, Türkiye'deki bazı Çeçenlerin tutuklanması ve faaliyetlerinin durdurulması talebiyle bir nota verdi. Rusya, notasında kastettiği kişilerin temsilcilik sıfatlarının olduğunu ileri sürüyordu. Ancak Türkiye tarafından verilen cevapta böyle bir temsilciliğin olmadığı, dolayısıyla kapatılmasının ve kastedilen kişilerin tutuklanmasının söz konusu olamayacağını bildirdi. Bu gelişme de Rusya'nın, eziklikten ve yeniklikten kaynaklanan karşı atağına kimsenin pabuç kaptırmaya niyetli olmadığını ortaya koydu.
 

Dışarıda Başarılı Olamayan Putin'in İçerideki Atağı


Dış dünyadaki diplomatik ataktan istediği sonucu elde edemeyen Rusya, kendi sınırları içinde adeta bir intikam havası içine girmeye başladı. Bu intikam havası estirmenin amacı da içeriden gelecek kamuoyu tepkilerini bastırmak ve dikkatleri gazlı katliamdan ziyade bu katliama gerekçe gösterilen rehin alma eylemi üzerine çekmekti. Bu vesileyle aynı zamanda medya organlarının kimyasal gaz kullanımı konusundan ziyade, onun öncesinde yaşanan gelişmelere dikkat çekmeleri sağlanmış oldu.
 

Yorgun Askerlerle İntikam Saldırıları


Rusya'nın estirdiği intikam havasında birinci hedef Çeçen direnişçilerdi. Putin yönetimi Çeçenistan'da oldukça kapsamlı ve geniş çaplı bir operasyon başlattıklarına dair açıklama yaptı. Fakat uzun süreden beridir zoraki savaştırılmaktan dolayı bıkkın ve yorgun düşmüş, ciddi moral kaybına uğramış askerlerin kara saldırılarında Çeçen direnişçilere karşı fazla bir varlık göstermeleri imkanı yoktu. Bu yüzden Rus kuvvetleri daha çok hava saldırılarına ağırlık verdiler. Aynı taktiğe İsrail işgal devleti de başvuruyor. Fakat Filistin'deki şartlarla Çeçenistan'daki şartlar çok farklı. Siyonist saldırganlar herhangi bir hava operasyonu düzenleyecekleri zaman gecenin saat üçünde gidiyor meskun bir mahallenin üzerine havadan roket yağdırıyor ve böylece bazı aileleri topluca yok ediyor, birçok insanın enkaz altında kalarak ölmelerine veya yaralanmalarına sebep olabiliyorlar. Tabii bu saldırılar sağ kalan Filistinlileri de yürekten yaralıyor. Ayrıca Filistinlilerin işgalci siyonistlerin uçaklarını ya da helikopterlerini düşürecek teçhizatları da yok. Ne yazık ki onlara bu konuda en büyük ihaneti de komşu Arap ülkeleri yapıyor ve Filistinli mücahitlerin siyonist saldırganlara karşı kendilerini savunmalarına imkan verecek teçhizatı temin etmelerini engelliyorlar. Bu engelleme işinde en büyük rolü de bizim ihanetin iki kapısı olarak nitelediğimiz Mısır ve Ürdün oynamaktadır. Çeçenistan'da ise durum böyle değil. Rus güçlerinin hava saldırılarında dağlık alanlara çekilmiş gerilla güçlerini hedef almaları gerekiyor. Buralarda gerillaların hava saldırılarına karşı kendilerine sığınak bulmaları mümkün olduğu gibi saldırı helikopterlerini düşürmeleri ihtimali de var. Nitekim son operasyonda da en az üç helikopterleri düşürüldü ve bunlarda birçok asker öldürüldü. Bu durum karşısında Moskova yönetimi ne kadar zorlasa da Rus saldırı helikopterlerinin gerilla güçlerine çok fazla yanaşarak riske girmeleri zor olmaktadır. Bütün bu sebeplerden dolayı Putin'in kastettiği geniş çaplı operasyonların Çeçen mücahitlere fazla bir zayiat vermesi ihtimali pek bulunmuyor.
 

Savunmasız Mültecilere Eziyet


Mücahitler karşısında sürekli kayıp veren Rus güçleri, son dönemdeki intikam operasyonlarında hiddetlerini biraz da mülteci kamplarına yığılmış durumdaki savunmasız Çeçenlerin üzerine yönelttiler. Rus askeri güçleri bu kampları kuşatmaya alarak içerideki mültecileri çeşitli şekillerde rencide ettiler.
 

Rusya'dan da ABD Taktiği: Müslümanları Potansiyel Suçlu Gösterme Çabaları


Moskova yönetiminin bir başka intikam operasyonu ise Rusya Federasyonu'nun değişik bölgelerinde yaşayan Müslümanlara yönelik olarak başlatılan tutuklama kampanyasıydı. Rusya, Moskova'daki olaylardan sonra tamamen Amerika'nın taktiği uygulayarak bütün Müslümanları potansiyel suçlu gibi gösterme çabaları içine girdi. Bu amaçla ülkenin değişik şehirlerinde faaliyet yürüten tanınmış Müslümanları tutukladı. Kendisi bir yandan bu tutuklamaları yaparken bir yandan da aynen Amerika'nın yaptığı gibi sivil halkı tahrik etmek amacıyla medya organlarını kullanarak Müslüman karşıtı bir propaganda faaliyeti başlattı. Bu propaganda faaliyeti ister istemez etkisini gösterdi ve 11 Eylül olayları sonrasında Amerika ve Avrupa'da Müslümanlara yönelik muhtelif saldırılar olduğu gibi son günlerde de Rusya'nın değişik yerlerinde benzer saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırılar ülkedeki Müslümanların ciddi şekilde huzursuz ve tedirgin olmalarına yol açtı. Bu tedirginlik sebebiyle Rusya'da yaşayan Müslümanları temsil eden bazı kuruluşlar Moskova'daki eylemi onaylamadıklarını açıklama ihtiyacı duydular.
 

İşgal Hükümetinde Kriz ve Filistin Direnişi


Rusya ve Çeçenistan'da böyle bir hareketlilik yaşanırken Filistin topraklarındaki hareketlilik de kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Ancak geçtiğimiz hafta İsrail işgal devleti de önemli bir sarsıntı geçirdi ve sıkıntılı bir dönemin içine girdi. Sarsıntının sebebi ise bütçe konusunda çıkan ihtilaftan dolayı, işgal devletinin eski savaş bakanı Benjamin ben Eliazer'in liderliğindeki İşçi Partisi'nin hükümetten çekilmesi oldu. Biz bu konudaki ihtilafın ayrıntılarını Vakit gazetesinde yayınlanan bir yazımızda ele aldığımızdan burada aynı bilgileri tekrar vermeye gerek görmüyoruz.
 

İşgalci siyonist devletin başbakanı kasap Şaron, İşçi Partisi'nin katılımıyla geniş tabanlı hükümet kurmuştu. Ancak onun çekilmesiyle hükümeti kritik bir noktaya geldi. Bu yüzden aşırı siyonist (onlar aşırı sağ diyorlar) küçük partilerle pazarlıklar yapmaya başladı. Ayrıca Netanyahu gibi Likud Partisi'nin eski ağır toplarını hükümete almak suretiyle yeniden bir ulusal ittifak oluşturma çabaları başlattı. Fakat Şaron'un kritik noktada olduğunu ve onun kendilerine ihtiyacını iyi değerlendirebileceklerini düşünen söz konusu partiler ve şahıslar muhtelif şartlar ileri sürmeye başladılar. Şaron da buna karşılık erken seçim tehdidini kullanma yoluna gitti ve: "On gün içinde yeni hükümeti kuramazsam erken seçime giderim" dedi.
 

Biz bu yazıyı yazarken İsrail işgal devletinin hükümet krizi henüz çözüm noktasına gelmiş değildi. Alınan bilgilere göre Şaron, Ben Eliazer'den boşalan Savaş (onlar Savunma diyorlar) bakanlığı makamına genelkurmay başkanı Şaul Mofaz'ı oturtmaya karar vermişti. Şaul Mofaz en az Şaron kadar vahşi ruhlu ve kan emici biridir. Cenin katliamının da birinci derecede sorumlusu odur. Şaron, İşçi Partisi'nin eski genel başkanı Şimon Peres'den boşalan Dışişleri bakanlığı görevi için de Likud'un eski lideri Benjamin Netanyahu ile pazarlık yapıyordu. Biz şu kadarını ifade edelim ki, hükümet krizi ister aşılsın ister aşılamasın Şaron hükümeti bir dağılma sürecinin içine girmiştir. Yeni bir hükümet oluşturulsa bile çok ortaklı ve sorunlu bir hükümet olacaktır. Ayrıca İşçi Partisi'nin hükümetten çekilmesinin tek sebebi bütçeyle ilgili ihtilaf değildir. İşgalci siyonist devletin imaj değişikliği ihtiyacının olduğunu hesap ederek kendisini yeni bir döneme yani iktidara hazırlamak amacıyla çekilmiştir. Bu yüzden Şaron'a karşı etkili bir muhalefet yapmaktan çekinmeyecektir. Şaron'un ulusal birlik hükümetine ortak olduğu dönemde bütün suçlara ortaktı. Ama şimdi güya barış yanlısı ve konjonktüre uygun bir politika izliyormuş havası vererek Şaron'un uygulamalarını tenkit edecek ve Aksa intifadasıyla birlikte gelen çatışma ortamından artık çıkılması gerektiğini düşünen kitlenin oylarını toplamaya, bu arada uluslararası platformda da prim yapmaya çalışacaktır. Onun bu tutumu ise Şaron hükümetini yıpratacaktır.
 

İşgalci siyonistler kendi içlerinde hükümet krizi yaşasalar da Filistinlilere yönelik vahşi saldırılarını yine kesintisiz bir şekilde sürdürüyorlar. Son zamanlarda gerçekleştirdikleri saldırılarında ağırlıklı olarak Gazze bölgelerini hedef alıyorlar. Bu bölgede işgal güçlerinin saldırıları yüzünden Filistinlilerden ölen ve yaralanan olmadığı bir gün geçmiyor. Buna karşılık Filistinli direnişçilerin de işgalci saldırganlara yönelik çeşitli eylemleri oluyor. İşgalci saldırganlar, Gazze bölgesinde Batı Yaka'daki kadar rahat hareket etme fırsatı bulamıyorlar. Çünkü bu bölgede direnişçilerin eylemlerinden ve mücadelelerinden çekiniyorlar. Bu yüzden Gazze bölgesinde daha çok hava saldırılarına ağırlık veriyorlar. Bir de Mısır Filistin sınırına yığdıkları askerleri vasıtasıyla saldırılar gerçekleştiriyorlar ki bunda da Mısır'ın ihanetinin büyük rolü var. Mısır eğer ki kendi tarafından siyonist işgal güçlerine yönelecek tehditlere ve eylemlere engel olmasa işgalci siyonistlerin sınır bölgesinde kendilerini o kadar rahat hissetmeleri mümkün değildir.  
 




Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
    sadadasd
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama
Takvim
Eylül 2019
P S Ç P C C P
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30
 
.