Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
Selam5 %100 ücretsiz arkadaşlık sitesi
REKLAM OLARAK GÖZÜKECEK KOD
>  Anasayfa > Makaleler > Müzik > Türkü hikayeleri, bebek türküsü


Türkü hikayeleri, bebek türküsü
Tarih 08/03/2013 23:45 Yazar Onur Okuyanlar 1065   Sayfa Numarası 6211
Print Pdf RSS
Türkü hikayeleri, bebek türküsü

    Elmalı'dan çıktım yayan
    Dayan hey dizlerim dayan
    Emmim atlı, dayım yayan
    Bebek beni del eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi


    Vakit sabahın seheri Köyün köpekleri acı acı havlıyor. Düşmana saldırır gibi havlıyor köpekler. Biraz sonra köyde ışıklar yanmaya başlıyor Köylüler çıralar yakıp, fırlıyorlar dışarı İlkin ağıllara koşuyorlar Hırsızlar mı bastı köyü, yoksa kurtlar mı indi dağdan Belki de Zeybek Karasu'lu geçiyordur köyün kıyısından Çok geçmeden gün ağarıyo.

r Her şey ayan beyan görünüyor Köyün karşısındaki Çatalçam sırtlarına yörükler konmuştu Bütün sırt koyun sürüleri, deve katarlarıyla doluydu Kara çadırların önünde, iri isli köpekler kıvrılmış yatıyordu Yörük kızları, kollarında tulumlar, ağaç bakraçlarla dereye suya iniyorlardı İlerdeki Boztepe'de dört beş atlı bir şeyler konuşuyorlardı Bunlar Oba Bey'i ve Obanın ileri gelenleriydi



    Kuşluğa doğru güneş yükselip çadırlara gitmeye başladı Çamların altına kilimler serildi, minderler döşendi Kıl poturlu yörükler, yırtmaçlı entarili kadınlar çadırlardan çıktılar Gölgelere oturdular Öğleye doğru Yörük Bey'i obaya indi Çamların alaca gölgesinde, otları, suları gözden geçirdi Sonra da yanındakilere "Burada fazla kalamayız Otlar kurumuş, sular çekilmiş O güne kadar buradan göçüp Seki'ye konaklayacağız" deyip atını mahmuzluyor Varıp çadırına giriyor, çok geçmeden av kuşamlarıyla çıkıyor dışarı Atına atlayıp sırtlarına kovuyor

    Köylüler yörüklerin gelişine hem seviniyor, hem üzülüyor Üzüntüleri şundan ki; yörük deyince akla koyun, deve, keçi, at gelir Malı bol olur yörüğün Zaten geçimi de bunun üstüne Mal da söz anlamaz ki, ekindi, bağdı, bahçeydi girip ziyan verir Bunun için köylü, yörüğü istemez Ama, elindeki üzümünü buğdayını satması için de sevinir yörüğün geldiğine O günde öyle oldu Köy kızları omuzlarına aldılar sepetleri, üzümüdü, incirdi taşıdılar yörük çadırlarına Üstelik bayram yakın olduğu için, para gerekliydi herkese

    Fadime de evdeki iki sepet üzümden birini yüklendi omzuna Yetim kardeşlerine bayram giysileri alacaktı üzüm parasıyla Bir yandan alacaklarını düşünüyor, öte yandan dilinde türküsü çadırlann bulunduğu Çatalçam'a doğru yürüyordu Çadırlara yaklaşırken, obanın köpekleri havlayıp, sardılar çevresini Ne yapacağını şaşırdı ilkin Sonra yanındaki taşa ilişti gözü Sıçrayıp taşın üstüne çıktı Bir yandan da bağırıyordu Çok geçmeden, en yakın çadırdan yaşlı bir kadın çıktt Köpekler huylandı Fadime'yi taşın üstünden indirip çadırına aldı Bir yandan soğuk ayran; bir yandan höşmerim sundu konuğuna Biraz sonra da Oba Beyi geldi atıyla Avladığı keklikleri uzattı anasına Sonra da atını bağlayıp, girdi çadırına Fadime'ye ilişti gözü Anası "Yanıkhan'dan üzüm getirmiş satmaya Köpekler çevirdi de zor kurtardım" dedi Beyin bakışlan Fadime'nin iri kara gözlerine takıldı Bir süre ayıramadı Sonra, "Üzüm kaç okka?" dedi Fadime, utangaç utangaç "Çekilmedi" dedi Oba Bey'i "on okka saysak nasıl olur?" deyince "Hayır on okka geçmez Hak geçer" diye cevapladı Bey "Bizim okkamız, terazimiz yoktur Biz de el ölçü, göz terazidir Benim gözüm o kadar tuttu Eksiği artığı varsa, birbirimize helal ederiz deyip parayı uzattı Fadime'ye Sonra yola kadar uğurladı Bir yandan da "Senin üzümlerin çok iyi Yine getirsen alırım" diye tenbihledi Fadime de; "Bir sepet daha kaldı Onu da bayram sonu getiririm" deyip seke seke indi bayırı Bey arkadan baka kaldı Çadırına döndüğü zaman içinde bir eziklik, gönlünde bir hoşluk duydu Kendince kurdu Fadime'yi Nasıl da ceylan gibi seke seke koşuyordu Ya o kaş, o göz Bizimkilere hiç benzemiyor diye, alıp verdi, alıp verdi Anası, oğlundaki bu değişikliği farketmedi ilkin Ama öyle dalgınlaşmıştı ki Bey Anasının söylediklerini duymuyor, dalıp dalıp gidiyordu Anası "Oğul n'oldu sana? Dediklerimi duymuyorsun Ne dediğini de bilmiyorsun Köy kızı aklını mı çeldi, nedir?" Bey, "Yok be ana Güzel bir kız ama, bilmem ki" diyor

    Bir yandan bilmem ki diyor, öte yandan av bahanesiyle Fadime'nin köyüne iniyor sık sık Gözleri onu arıyor Anası tümden karşı bu işe Nedeni de: aşiret töresine aykırı Daha Kıroba Aşireti'ne yabandan kız girmemiş Obanın erkeği, obanın kızıyla evlenmiş o güne dek Hem oğluna, dayısının kızını almayı kurmuş anası Kızın anasıyla da konuşmuş meseleyi Şimdi bu köy kızı araya girerse, işler tümden bozulacak diye düşünüyor

    Gün günü eskitip, bayrama ulaşıyor Bayrama ulaşıyor ya, aşiret arasında da homurtu dolaşıyor giderek "Biz buraya on günlüğüne konmuştuk Bu gün onbeşinci gün oluyor Daha hareket yok Bey'den ses çıkmıyor Sürüler otlaktan aç dönüyor Kimi hayvanlar zehirli ot yeyip ölüyor Daha ne kadar bekleyeceğiz burada" Dalga dalga yayılıyor söylenti Varıp Oba Beyinin anasının kulağına ulaşıyor Anası çekiyor Bey'i çadıra "Oğul aşeritte ikilik oldu On günlüğüne konmuştuk, on beşi geçti Ne suyu su; ne otlağı otlak Daha ne bekliyoruz burada"

    "Hele birkaç gün daha sabretsinler, bizim de bir düşündüğümüz var" deyip kesiyor anasının sözünü Bey Oba töresi böyle Kimse de ağzını açıp itiraz etmiyor Beyin aklı da Fadime'de Bayram geçince üzüm getirecekti Daha görünmedi, diyor kendi kendine Gözleri de köy yollarında Derken bir sabah görünüyor Fadime Yanıkhan'dan Çatalçam'a çıkan yolda görünce Fadime'yi, bir koşu varıp karşılıyor Bey Karşılıyor da omuzunda ki sepeti alıyor Çadıra yürüyorlar Obadakiler şaşkın Oba Bey'inin bir köy kızının ayağına koşmasını kimse iyi karşılamıyor Anası, Fadime'nin çadıra girmesiyle suratını asıyor Yarım ağız "hoş geldin" deyip, işine dalıyor Fadime şaşıp kalıyor İlk gelişindeki izzet ikram nerde, şimdiki surat asıklığı nerde? Sıkılıyor Fadime Tatlı dil, güler yüz görmediği çadırdan kaçmak geçiyor aklından Oba Bey'i durumu anlıyor Sevdiği ile saydığının arasında Bey Anasına bir şey diyemiyor Fadime'ye sadece mahcup mahcup bakıyor Sonunda, sepetteki üzümü boşaltıp, para kesesindeki tüm parayı boşaltıyor avucuna Fadime'nin Fadime şaşkın,aldığı parayı avuçlayıp çıkıyor çadırdan Ağır ağır iniyor Çatalçam'ı

    Öte yandan Bey'de bir keder, bir üzüntü Söylemeye başlıyor kendi kendine:
    Yaylaları yuvalı
    Güzeller yaylalı
    Fadime gibi görmedim
    Anamdan doğalı

    Anasının korktuğu başına gelmişti Fadime'ye tutulmuşlu oğlu Onun sevda türküsüne, maniyle karşılık verdi:
    Ben bu yaylara yayla mı derim
    Başı pare pare kar olmayınca
    Ben böyle güzele, güzel mi deriim
    Aslı türkmen, soyu bey olmayınca

    Böylece Bey'in gönlünü Kıroba'ya çekmek istiyor Ama Bey hiç oralı değildi Sanki kendine söylenmiyordu Varsa Fadime, yoksa Fadime Fırsatını bulunca da tüfeğini omuzlayıp, köy yolunu tutuyordu Köy çocuklarından öğrendiği Fadime'nin evinin önünden geçiyor, belki görürüm umuduyla, dolanıp duruyordu köy yollarında Köy gençleri tedirgin "Bey'se beyliğini bilsin Yabanın yörüğü kızlarımızla dalga geçmesin" diyorlar Köy büyükleri bakıyor ki işin tadı kaçık Fadime'nin yüzünden, köylülerle yörükler birbirine girecek "Bir çare bulalım" diyorlar

    Öte yandan Bey'in anası da oba büyüklerini çadırında toplayıp durumu olduğu gibi anlatıyor O güne dek, Kıroba soyunda görünmeyen bu durum, tüm obadakileri derinden üzüyor Söyleniyorlar "Obada erlik yufkalaştı mı? Yangınlık yanımızdan geçmezdi N'oluyor törelere" diyor kimisi; kimi de "Köylü kancığı göçebeye gerekmez Çarığı çayda kalır köy kızının" diye karşı çıkıyor Sonunda Oba Beyi'nin amcası kalkıyor ayağa Ağır ağır, tane tane konuşuyor "Obaya antlıyız Suyun akıntısına gidelim Bunu bilip, bunu hayır belleyelim Bey'imizi isteğiyle everelim Obanın ayağı bağdan kurtulsun" deyince herkes boyun eğiyor Kimse karşı çıkmıyor Kıroba Aşireti'ne ilk kez yabandan bin kızın gelmesi, böylece kabul ediliyor obada

    Anası, haberi Beye ulaştırınca çok seviniyor Bey Seviniyor da tez elden köy im----- haber salıp, çağınıyor Fadime'nin istenmesi, düğün, nişan işini imamsa bırakıyor Bey

    Fadime derseniz, olan bitenden habersiz Başında büyüğü de yok Kendinden küçük iki kardeşiyle kalıyor Üç-beş dönümlük bahçesini de köylünün yardımıyla ekip yetiriyor Oba Beyi nin kendisine talip olacağını aklından bile geçirmiyor Ne zaman ki, imam koşa koşa gelip "Müjdemi isterim: Oba Bey'i, Allah'ın emriyle talip oluyor sana" deyince anlıyor meseleyi Anlıyor da bir şaşkınlaşıyor, bir donuyor Ne diyeceğini bilemiyor Ama hangi kız istemez, anlı şanlı Kıroba Aşireti'ne gelin olmayı

    Fadime durumu öğrenince şaşkınlaşıyor ilkin, susuyor Köyünü, alıştığı çevresini, kardeşlerini düşünüyor Üç-beş hısım akrabadan başka, başında büyüğü de yoktur Fadime'nin Sahipsizliğini, yoksulluğunu düşününce, için için seviniyor

    Köylü derseniz "Başına talih kuşu kondu Kime kısmet olur böylesi Koca Kıroba Aşireti'nin gelini olacak Bir eli yağda, bir eli balda Develer, koyunlar, keçiler sürü sürü Kısmetli kızmış Fadime" diyor kimi Kimi de : "İnsanın sonu iyi gelsin Anasız babasız yetimleri büyüttü Onlara analık, babalık yaptı Tanrı gönlünce verdi Sonu da iyi oldu Fadime'nin" diyor Köy Muhtarı ile imamı da ortalığa düşüp, işi tez elden bitirmeye çalışıyortar Fadime'nin hısımlarıyla konuşuyorlar Rızalık altyorlar Sonunda köyün büyükleriyle, obanın ileri gelenleri bir araya gelip, Allah'ın emriyle istiyorlar Fadime'yi Düğün gününü kararlaştırıyorlar Yörük düğünü de düğün olur hani Bir yandan davul zurnalar; bir yandan çengiler Sonunda Yanıkhan'lı Fadime, Kıroba Bey'in çadırına gelin ediliyor Fadime'ye gelinlik yakışıyor Güzelliğine güzellik katılıyor Obadakiler buruk Kimisi "Yarın görürüz Fadime'yi Yörüğün göçüne dayanamaz, ilmik ilmik dökülür Ne deveyi ıhtırır, ne tuluğu şişirir Koyunu keçiyi de yörük kadar bilmez köy kızı" diyor; kimi de, "Bey'in kaderi böyleymiş Eliyle etti, boynuyla çeksin Olan oldu" deyip işi oluruna bırakıyor Üç gün, beş gün, bir hafta, on gün daha kalıp, çadırları yıkıyor Kıroba Aşireti Aşiret dediğin bir yerde oturup kalamaz Yem, yiyecek tükenir Mallar toprağa saldırır yoksa Açlık, hastalık getirir sürüye Kırım kırım kırılır mallar Onun için sık sık yer değiştirir yörük Otlağın yeşilini, suyun bolluğunu seçip konaklar Çatalçam sırtlarını da zaten kel etmiştir hayvanlar On günlüğüne konup Fadime'nin yüzünden takılır kalmıştır oba

    Oba yükü yükler Develer katar olur, sürüler yola dizilir Fadime'yi tutar bir ağıt Kolay mı doğup büyüdüğü, koşup oynadığı köyü terketmek Dostu ahbabı, hısmı, arkadaşı bir bir dolaşıp, helallık alıyor Teselli buluyor "Nasıl olsa döner dolaşır, yine gelirsiniz Yörüğün konağı olmaz Çatalçam'ın suyu kurumaz, Bozpete'nin yeşili solmazsa yolun uğrar buraya Vargit yolun açık olsun Bizi unutma Gelenle haber ilet, gönlünde yaşat bizi "deyip teselli ediyorlar Fadime kardeşlerini de alır, koyulur yola

    Şurası senin, burası benim dolanıp durur Oba İlkin zor gelir Fadime'ye Ama zamanla alışır Tam bir yörük olur Kaynanasıyla da arası düzelirObadakiler de sever sayar Fadime'yi Kocası derseniz, araları çok iyi Bir güne bir gün, kötü söz duymuyor kocasından Yazın yaylaya çıkıyor oba, kışın da ovaya iniyor Günler su gibi akıp gidiyor Üç yıl, göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçiyor Üç yıl geçiyor ya, Fadime'de bir şey yok daha Yani ki doğurmuyor Obayı bir dedikodu sarıyor "Fadime kısır, doğuramaz" diyorlar Kaynanası ilkin karşı koyuyor dedikodulara Sonunda o da mırıldanmaya başlıyor "Soyumuz sopumuz kuruyacak Neslimiz tükenecek Şunca yörüğü bıraktı da, köy kızıyla evlendi Muradımızı gözümüzde koyacak" diye dövünüyor anası Oba kızları da "Oh olsun Bunca yörüğü bıraktı da, köy kızı getirdi O da kısır çıktı" diyor İçin için yıkılıyor Fadime Alıyor veriyor, alıyor veriyor Elinden bir şey gelmiyor ki Adaklar adıyor Muskalar yazdırıyor Ama boş Kimden bir umutlu söz duysa koşuyor yanına Konuşuyor da okutup üfletiyor, yazdırıp takıyor boynuna Ama boş Kimsenin yüzüne bakamıyor obada

    Gelip evliliğin yedinci yılına dayanıyor Dilediği de yedinci yılda gerçekleşiyor Fadime'nin yüklü olduğu, kulaktan kulağa dolaşıyor obada Beyin keyfine diyecek yok Anası derseniz, soğuktan sıcağa vurdurmuyor elini "Sen yüklüsün, işleri bırak Kıran girmedi bunca aşirete Çalışıp yetirsinler' diyor Sık sık konup göçmeyi de bırakıyor aşiret Çobanlar sürüleri uzak kırlarda otlatıp, akşam olunca getiriyorlar obaya

    Uzun sözün kısası, vakti saati gelince, nur topu gibi bir oğlu oluyor Fadime'nin Üç gün üç gece şenlik yapıyor oba Yeniliyor, içiliyor Davarlar kurban ediliyor, kazanlar kaynatılıyor Oğlunun adını "Ali" koyuyor Bey Babasının adı yerde kalmasın istiyor Ali de Ali! Topaç gibi Bir seviyor ki anası, yerlere kondurmuyor Ali'nin kırkını geçince, göçe karar veriyor oba Ne zaman ki kırk gün doluyor, törenle yıkıyorlar çocuğu Leğenine gül suyu döküp, kırkduası okuyorlar üstüne Ertesi gün sabahına da yol hazırlığına başlıyor oba Denkler denkleniyor; yükler yükleniyor Develer katarlanıp, koyunlar sürüleniyor Akşama doğru da oba tüm hazırlığını tamamlayıp, yola koyuluyor Develerin en yükseği, en başı yumuşak olanı da Karamaya Fadime, Karamaya'yı bir güzel tımar ettiriyor, süslüyor Dizlerine takurdaklar, boynuna büyük havan çanını takıyor Ak kundağında uyuyan bebeğini de bir ala kilime sarıp, çadırın eşiğinde duran yeşil çam beşiğe yerleştiriyor Beşiği de devenin havut ağacına asıyor Koyuluyorlar yola Karamaya'nın ipi, Fadime'nin elinde

    Akşamın serinliğinde yolculuğun tadı başka olur Hele yol, iki tarafı ağaçlık, yemyeşil bir yol olursa Hele hele yol boyunca, ala kargalar, akşam kuşları, sığırcıklar, serçeler vızır vızır gezerse katarın üstünde, doyum olmaz yolculuğa Doyum olmaz ya; Fadime de oğlunu göresiyor Karamaya'yı ıhtınp, doya doya öpmek sevmek geliyor içinden Ama, yol ağaçlık, karanlık üstelik Bekliyor ki sabah olsun Sabaha da bir şey kalmadı Elmalı'ya konacak oba Bey önceden gidip, konak yerini seçecek, obayı da orada bekleyecektir Sabah oldu olacak İki köpek sesleri duyuluyor Biraz sonra da Elmalı görünüyor Oba ağır ağır giriyor Elmalı'ya En arkada da Fadime'nin devesi Karamaya var Fadime sabırsız Bir an önce deveyi ıhtırıp, oğlunu kucaklamak istiyor Oba hareketli Herkes devesini ıhtırıp, yükünü boşaltıyor Gök çimenlerin üstü ana-baba günü Bir yandan ak sürüler dönüyor, bir yandan güzel yürük kızları sağa sola koşuyor Fadime de ağır ağır ıhtırıyor, ıhtırmasıyla da haykırıp bağırması bir oluyor

    "Yavrum Ali'm yok Ali'min beşiği boş Ali'm yok" diye feryat ediyor, herkes ona koşuyor Bakıyorlar gerçekten Karamaya'nın havut ağacına asılı olan beşiğin içi boş Yeller esiyor Ali'nin yerinde Fadime saçını başını yolmaya başlıyor Oba büyükleri tez elden atlarını döngeri edip yollara düşüyor Emmiler, dayılar düzülüyor yola Kimi atlı, kimi yayan, dönüp yolları tarıyorlar Dayı al atını herkesten önde sürüp, aralıyor diğerlerini Fadime de yayan yapıldak düşüyor yollara Geçtikleri yollarda umudu Bir yandanda ağlıyor Hem ağlıyor, hem söylüyor Bebek oy, diyor Ninni diyor Diyorda diyor

    Gün akşama yakınken, dayı Çiçek Dağı'nı tutuyor Tutuyor ki, yol karardı kararacak Yol boyu da sıra sıra ağaçlar Ağaçların üstünde de kuşlar Allı yeşilli cıyak cıyak kuşlar Ta uzaklardaki bir ağacın tepesinde de bir küme kuş Ama alıcı, yırtıcı kuş bunlar İnip inip kalkıyorlar ağacın üstüne Dayı mahmuzluyor atını Bir solukta varıp ulaşıyor ağaca Varıyor ki, ne görsün Bebeğin kundağı bir ağaçta asılı Bebeğin sarılı olduğu kilim, kanlar içinde sarkıyor ağaç dalından Kol bezi dolanmış kalmış ağaç dalına Kuzgunlar, leş kartalları da inip inip kalkıyor ağaca

    Dayı atıyla ağacın yanına vardığt zaman, artık bebek eski bebek değildir Bebek demeye bin şahit gerek Bebek gözsüz olur mu? Göz yerinde iki oyuk kalmış sadece Derileri de lime lime İlkin sarsılmış dayı Sonunda toplamış kendini Arkadan gelen Fadime'yi döşünmüş Tez elden bir çukur kazıp, gömmüş bebekten kalanları Bir tek kol bezi asılı kalmış dalda Sonra da döndürüp sürmüş atınt Çok gitmeden karşılaşmışlar Fadime'yle Anlatmış durumu dayı Atına terkileyip, sürmüş obaya Terkilemiş ya, Fadime feryat fıgan içindeObada herkes yaslı Kimsenin ağzını bıçak açmıyor Bey derseniz, konak yerine dönmemiş daha Habersiz olanlardan Beyin anasının elleri dizlerinde Arada bir de başını döğüyor Fadime yerden yere atıyor kendini Sonunda gözlerinden ırayıp bir kuytuya çekiliyor

    Derler ki, obadaki son günü oldu bu Fadime'nin Akşamın karanlığında, el ayak çekildikten sonra, ortalardan kayboldu Fadime Bir daha da gören olmadı Ama bebeğin asılı kaldığı ağacın yakınından geçenler günün her saatinde, yanık içli bir kadın sesinin ağlayan, ağlatan yankılarını duydular uzun süre Bu, oğlunu yitirdikten sonra, delirip dağlara düşen Fadime'nin sesidir diyor duyanlar

    Elmalı'dan çıktım yayan
    Dayan hey dizlerim dayan
    Emmim atlı, dayım yayan
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Kol bezin dalda bulduğum
    Adını Ali koyduğum
    Yedi yılda bir bulduğum
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Gökte yıldızlar ışılar
    Kuzgunlar üleş bölüşür
    Çadırda düşman gülüşür
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Deve var deveden yüce
    Deveyi yüklettim gece
    Nic' edeyim aman nice
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Kaynanam samur kürklü
    Develeri kahve yüklü
    Yad-yaban değil Yörüklü
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Çadın cibiş kılından
    Pazvandı çıkmaz kolundan
    Kurtulamam ben dilinden
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Tuzladan aldım tuzunu
    Akdağ' a serdim bezini
    Kargalar m'oydu gözünü
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Ak memeden sütler akar
    Kavim kardaş yola bakar
    Yasımız obayı yıkar
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Deveyi deveye çattım
    Yuları boynuna attım
    Bebeği dağlara attım
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktt kül eyledi

    Ala kilime sardığım
    Yüksek mayaya koyduğum
    Yedi yılda bir bulduğum
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Havada kuzgun dolaşır
    Kargalar leşi bölüşür
    Kara haberi ulaşır
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi

    Tabancamın ipek bağı
    Baban bir aşiret beyi
    Kanlım oldu Çiçekdağı
    Bebek beni del'eyledi
    Yaktı yaktı kül eyledi


    Kaynak:
    Yaşar Özürküt
    Öyküleriyle Türküler 1
    İstanbul, 1999



Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama
Takvim
Kasım 2019
P S Ç P C C P
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30
 
.