Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
 %100 Ücretsiz Türkiye'nin Ansiklopedi Bilgi Sitesine Hoşgeldiniz. Amacımız Kaliteli ve Tarafsız Türkçe Bilgi yi farklı iletişim teknolojileri araçları kullanarak ücretsiz iletmektir. AyBilgi 2012 yılında kurulmuş olup, internetteki en eski türkçe ansiklopedi sitesidir.
>  Anasayfa > Makaleler > Hayvanlar > Hayvanlardaki renkler


Hayvanlardaki renkler
Tarih 05/03/2013 20:59 Yazar Onur Okuyanlar 1569   Sayfa Numarası 4118
Print Pdf RSS

HAYVANLARDAKİ RENKLER

Renkler nasıl insanlar için çevrelerini tanımakta önemli iseler aynı şekilde diğer canlıların yaşamlarını sürdürmeleri için de vazgeçilmezdirler.

Canlılar sahip oldukları ışık ve algılama sistemlerine göre işleyen bir "renk dili"ne sahiptirler. Yani her canlı türü için renklerin ifade ettiği anlamlar değişmektedir. Her canlının yaşamını sürdürebilmesi için yaşadığı ortamdaki renklerin dilini bilmesi zorunludur. Çünkü yaşamsal faaliyetler ancak bu dilin algılanmasıyla yönlendirilir.

Peki canlılar bu renk dilini nasıl kullanırlar?

Öncelikle canlıların çok büyük bir bölümü besin bulabilmek için renklerin yardımına ihtiyaç duyarlar. İkinci olarak deri, pul veya kürk gibi oluşumlarında bulunan renkler, özellikle ısıyı yayma veya tutma gibi özellikleriyle canlılığın devamı açısından çok önemli bir rol oynarlar. Ayrıca canlılar düşmanlarından korunurken de renklerini kullanırlar. Yaşadıkları çevreyle uyum içindeki renkleri sayesinde kamufle olur, düşmanlarından gizlenebilirler. Veya üzerlerinde taşıdıkları renkler ve desenler düşmanları açısından caydırıcı bir görünüm oluşturabilir. Rengin yardımcı olduğu bir başka nokta da canlıların eşlerini veya yavrularını tanımalarıdır. Örneğin anne kuş yavrusunun besin ihtiyacını gagasının rengi sayesinde (yanda) anlar. Aynı şekilde yavru da annesini bu şekilde tanır ve besinin geldiğini anlar. Doğadaki bu örneklerde de görüldüğü gibi canlılar, yaşamlarını sürdürebilmek için renklerin anlamlarını doğru olarak bilmelidirler. Bu bilgiyi doğru olarak alabilmeleri için de, bunu algılayabilecekleri uygun sistemlere sahip olmaları gerekir.

Eğer bu sistemler olmasa dış ortamı algılayamaz ve hayatlarını sürdürmeleri için gereken faaliyetleri yapamazlardı. Besinlerini tanıyamazlardı, düşmanlarını ayırt edemezlerdi. Dolayısıyla dış dünyadan kopar, ölüme mahkum olurlardı.

Canlıların sahip olduğu bu detaylı sistemin rastlantısal bir biçimde meydana geldiği asla iddia edilemez. Çünkü her sistem, her uyum, her tasarım, her program, her plan, her denge bir düzenleyici tarafından yaratılmak zorundadır. Bu uyumu en mükemmel biçimde canlıların içine ve yaşadıkları çevreye yerleştiren bir irade ve güç mutlaka vardır. Bu gücün sahibi, üstün bir bilgi ile hem ortamı hem canlının kendisini hem de kullandığı sistemleri sarıp kuşatmıştır. Bu gücün sahibi alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

Canlıları incelediğimizde renklerin dilini ustalıkla kullandıklarını görürüz. İşte canlıların yaşamlarında önemli bir yer kaplayan renklerin dilinden örnekler:

Yeryüzündeki bütün renkleri yaratan Allah'tır. Gökyüzü, dağlar, ekinler, kelebekler, kırmızı elmalar, portakallar, sülünler, mor üzümler, ağaçlar kısacası çevrenizde gördüğünüz her şey Allah dilediği için bu renklere sahiptirler. Allah bir ayetinde bu gerçeği bize şöyle bildirir:

Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık). İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 27-28)

Kamuflaj

Hayvanlardaki savunma taktiklerinin en önemlilerinden biri de kuşkusuz ki kamuflajdır. Kamuflaj yapan canlılar yaşadıkları ortama son derece uyumlu şekilde yaratılan vücut yapıları ile adeta özel bir koruma altına alınmışlardır. Bu canlıların vücutları bulundukları ortamla o kadar uyumludur ki, resimlerine bakıldığında bazılarının bir bitkiye mi yoksa bir hayvana mı ait olduğunu anlamak ya da aynı ortamda bulunan hayvanla bitkiyi birbirinden ayırt edebilmek neredeyse imkansızdır.

Yaşadıkları ortamın renklerine göre kendi renklerini değiştiren canlılar her zaman bilim adamlarının ilgisini çekmiştir. Yapılan araştırmalar, bir canlının nasıl olup da kendisinden tamamen farklı yapıdaki bir canlıya tıpatıp benzediği sorusunun cevabını bulabilmek içindir.

Örneğin bahçede yürürken yaprak zannettiğiniz için üzerine basmaktan son anda kurtulduğunuz kurbağanın ne gibi işlemler yaparak o desenlere ve renge sahip olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Kurbağanın yaptığı kamuflaj onun için çok önemli bir savunma aracıdır. Bu sayede bulunduğu ortamda görünmez hale gelen kurbağa düşmanlarından kolaylıkla kurtulmuş olur.

Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır. (İsra Suresi, 44)

Pembe bir çiçeğin üzerindeki pembe örümcek, çiçekteki açıklı koyulu pembe rengi aynı tonları ile tutturabilirken aynı tür örümceğin başka bir üyesi farklı bir çiçeğin üzerinde -örneğin sarı bir çiçeğin üzerinde- aynı rengi alabilmektedir. İnsan bir dala bakıp üzerinde hiçbir şey yok zannederken aniden bir kelebek uçup gidebilir. Bir saniye önce, üzerindeki kurumuş ve kopmuş bölgelere kadar tam bir yaprak görünümünde olan bu kelebek, kamuflaj mucizesinin kusursuz bir örneğidir.

Resimde ağaç kabuğunu taklit eden bir çekirge görülmektedir. Çekirgenin uyguladığı kamuflaj o kadar kusursuzdur ki ağacın üstündeki likenlerin desenleri dahi çekirgede eksiksiz vardır. İşte bu, Allah'ın kusursuz yaratışıdır.

İlerleyen sayfalarda görüleceği gibi, canlıların üzerlerinde bulundukları cisimlere benzemesi düşmanlarının onları fark etmelerini önler. Elbette kamuflaj yapan canlılar, korunmak amacıyla vücutlarını yaprağa, bir dala ya da bir çiçeğe kendi kendilerine benzetmiş değildirler. Hatta onlar bu benzerlikler sayesinde korunduklarının bile farkında değildirler. Ama buna rağmen istisnasız bütün örneklerde kamuflaj çok ustaca yapılmaktadır. Çiçeğin rengiyle aynı olan bir böcek, yaprak dalı gibi hareketsiz duran bir yılan, ıslak zeminin rengini alan bir kurbağa kısacası kamuflaj yapan tüm canlılar, kamuflajın özel olarak yaratılmış bir savunma taktiği olduğunu kanıtlayan birer delildir.

Hiçbir canlı böyle bir işlemi kendi kendine ya da tesadüfen gerçekleştiremez. Elbette ki canlılara kamuflaj yeteneğini veren, renk değişimini gerçekleştirecekleri kimya laboratuvarlarını vücutlarına yerleştiren üstün akıl ve bilgi sahibi olan Allah'tır.

 

 

Yengeç örümceklerinin solda görülen Misumena varia türü, üzerine konduğu çiçeğin rengine bağlı olarak sarıdan beyaza kadar değişen pek çok rengi vücudunda oluşturabilir.

Sağda görülen örümcek türü ise kendisini en iyi gizleyecek rengi buluncaya kadar durmadan ilerler.







 

 

Yandaki resimde üzerinde yaşadıkları bitkinin rengine tıpatıp benzer bir renge sahip olan iki tesbih böceği bulunuyor. Bu böceklerdeki kamuflaj yeteneği yalnızca yetişkinlerle sınırlı değildir. Tesbih böceklerinin yumurtalarında da kamuflaj yapabilecekleri sistemler vardır. Yetişkinlerin yaşadıkları bitkinin zemininde bulunan böcek yumurtaları sebze tohumlarını andırırlar. Bu sayede düşmanlarından korumuş olurlar.

 


 

 

Savanların kuru otlarında avlanan bir aslan neredeyse görülmezdir. Çünkü aslanın renkleri çevre ile karışır. Uzun otlarda bir çitayı ayırt etmek de çok zordur; bunun sebebi yüzlerce küçük noktanın hayvanın vücudunu netleştirememesidir. Ayrıca çitanın siyah noktaları güneş ile belirginleşir ve vücudunu olduğundan daha büyük gösterir.

 

 

 

Kutup ayılarının yoğun beyaz kürkleri onları aşırı soğuklardan korur. Ayrıca kürkün rengi de ayı avlanırken iyi bir kamuflaj sağlar. Aynı şekilde beyaz kürk karda yaşayan tavşanlar için de iyi bir koruma sağlar..

Kamuflaj sadece deride gerçekleşen bir olay değildir. Örneğin Güney Amerika'nın tropik ormanlarında yaşayan kurbağaların (ortadaki resim) bazı türlerinin kasları renklidir. Bundan başka kanları da oksijen taşıyan hücreleri ihtiva eder. Bu yüzden renk değişiminin yalnızca deri yüzeyinde değil, vücudun içinde de gerçekleşmesi gerekir.

 

Kopmuş olan ince dal ve yapraklar ıslanınca koyu bir renk alırlar. Aynı şekilde birçok kurbağa ve kara kurbağası da nemli havalarda renk değiştirerek kararırlar. Bu halleriyle tıpkı ıslanmış yapraklara ve dallara benzerler.Bu şaşırtıcı uyumun rastlantı olması mümkün değildir. Soldaki ve sağdaki resimlerde havanın yağış durumuna göre renk değiştiren kara kurbağası görülmektedir.

Soldaki resimde kurumuş yaprak şekline sahip küçük bir kurbağa türü olan Makaya görülmektedir. Kurbağanın yaptığı kamuflaj, en iyi yukarıdan bakıldığında anlaşılır. Bu çok önemli bir detaydır, çünkü avcılar da kurbağaya en çok bu açıdan bakarlar.Sağdaki resimde ise ağacın bir parçası gibi görülen başka bir kurbağa türü vardır. Her iki canlıyı da ortamdan ayırt etmek son derece zordur.

 

 

 

 

 

Gündüzleri veya avcıların en fazla olduğu saatlerde taklitçi hayvanların çoğu hareketsiz kalır. Bu nedenle kamuflaj yapan canlıların çoğu zaman canlı oldukları bile anlaşılmaz. Bu zorunludur çünkü avcıların algılayıcıları harekete karşı çok hassastır. Örneğin Brezilya'da yaşayan bu çekirge üzerine konduğu otlardan hiçbir şekilde ayırt edilemez.

Sağda resmi görülen ot parçası gerçekte bir böcektir. Genellikle hareketsiz durduğu için bu böceği içinde bulunduğu otlardan ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Bir canlının çevresiyle aynı olacak şekilde kendi bedeninde renkler oluşturması, şeklini başka bir cins canlıya benzetmesi mümkün değildir. Kamuflaj yapan tüm canlılara bu özellikler yaratıcıları olan Allah tarafından verilmiştir.

 

 

 

 

Resimlerde yaprak taklidi yapan çekirgeler görülmektedir. Yaprakların genel yapısında bulunan merkezi bir orta damar ve bu ana damarın iki yanındaki simetrik parçalar, resimlerde de görüldüğü gibi, eksiksiz bir şekilde bu çekirgelerde de bulunmaktadır.

 

 

 

Yandaki çekirgenin üzerindeki desenler yapraklara zarar veren bir mantar türünün bıraktığı izlere çok benzer. Genellikle ayaklarının görüntüsü çekirgeleri ele verir. Ama bu çekirge türü hem ayaklarını kıvırarak gizler, hem de bacaklarının rengi şeffaftır.26 Yaprağın üzerindeki kurumuş parçalar ve kıvrımlar bile eksik kalmayacak kadar kusursuz olan bu taklitleri elbette ki hayvanlar kendileri yapmamışlardır. Çekirgeler her şeyi kusursuz yapan Allah tarafından yaratılmışlardır.

 

 

Sol resimde pembe renkli çiçeklerin arasında kaybolmuş olan bir Mantis türü görülmektedir. Sağ resimdeki Costa Rica türü Mantis ise diğerlerinin aksine uzun bir vücuda ve dar bir ön bölüme sahiptir ve o da yaprakla aynı renktedir.

Mantisler ormanlarda ve dünyanın en sıcak bölgeleri olan savanlarda sık rastlanan avcılardandır. Bir Mantisin bütün vücudu avlanmak için tasarlanmıştır. Yandaki resimde görülen Güney Amerika ormanlarının tropik Mantisi neredeyse kurumakta olan bir yaprağın aynısıdır. Bu canlı eğer yeşil bir yaprağın üzerinde dursaydı çok kolay fark edilecekti. Oysa birçok türde olduğu gibi Mantis de kendisine uygun renkteki zeminde yani kurumuş yaprakların arasında durur.27 Bu canlının böyle bir sistemi kendi iradesiyle akletmesi elbette mümkün değildir. Bütün canlılara neler yapmaları gerektiğini ilham eden hiç kuşkusuz ki tüm kainatın Rabbi olan Allah'tır.

 

Sürüngenlerdeki Kamuflaj Teknikleri

Bir sürüngen vahşi doğada düşmanlarından korunabilmek için ne yapar? Hızlı hareket edemeyen bu canlılar için en kolay yöntemlerden biri kuşkusuz ki gizlenmektir. En iyi gizlenme yöntemi ise canlının vücudunun ortamla uyum içinde olmasıdır. Renk ve desenler gerçekte pek çok canlı için hayat kurtarıcı özelliğe sahiptirler. Mesela Afrika'nın yağmur ormanlarında yaşayan tropik bir yılan olan Rhino Viper'ın, mavi, kırmızı, sarı, beyaz ve siyahın geometrik desenleri ile süslenmiş derisi sayesinde ormanın içinde ayırt edilmesi neredeyse imkansızdır. Resimde de görüldüğü gibi yılanın sahip olduğu renkler ilginç bir biçimde içinde yaşadığı ortamla tam uyumludur. Bu birebir uyum akla bazı sorular getirecektir. Böylesine uyumlu renkler nasıl ortaya çıkmıştır? Bunun tesadüfen oluşması ya da böyle bir yapıyı sürüngenin kendi kendine oluşturması mümkün müdür?

Costa Rica'nın yağmur ormanlarında yaşayan bu yılan türünü üzerinde bulunduğu ağaçtan ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Güney Doğu Asya'daki kamçı yılanı ağaçlarda yaşar ve yeşil pullarla kaplıdır. Yılanın vücudunun üst kısmındaki pullar ağacı kaplayan liken ve alglerle aynı şekle ve renge sahiptir.

Elbette ki böyle bir şey mümkün değildir. Sürüngenin önce bulunduğu ortamın analizini yapıp, arkasından kendisinde ne gibi değişiklikler yapması gerektiğine karar vererek, desen ve renk belirlemesi mümkün değildir. Üstelik vücudunda böyle bir değişim için gerekli olan kimyasal işlemleri gerçekleştirebilecek bir sistem oluşturduğunu iddia etmek tamamen akıl ve mantık dışıdır. Sürüngenin bu renklere tesadüfen sahip olduğu gibi bir iddia da anlamsızdır.

Üzerinde bulunduğu ağaçla bir bütün gibi görünen Avustralya yaprak kertenkelesi genelde açık renkli karnını çok nadir olarak gösterir. Bu kertenkelenin gözleri de iyi bir kamuflaja sahiptir. (soldaki resim)

Pakistan'da yaşayan bu leopar kertenkelesi, yalnızca vücudunun sırt kısmını kullanarak kamuflaj yapabilir. Karın kısmı ise neredeyse tamamen beyazdır, bu yüzden sürüngen bu bölgesini göstermemek için dikkat sarf eder. (sağdaki resim)

Yeryüzündeki akıl sahibi yegane varlık olan insan bile vücudundaki herhangi bir yerin rengini değiştiremez. Bu değişikliği sağlayacak bir sistemi kendi bedeni içinde oluşturamaz. Bu durumda bir sürüngenin renginin, çevrenin rengiyle tonları dahi farklı olmayacak şekilde kusursuz bir benzerliğe sahip olmasının tek bir açıklaması vardır. Bu canlı çok üstün bir akıl sahibi tarafından tasarlanmıştır. Bu tasarım ise sonsuz güç sahibi olan Allah'a aittir. Allah her canlının ihtiyacını en iyi bilendir.

Yeryüzündeki akıl sahibi yegane varlık olan insan bile vücudundaki herhangi bir yerin rengini değiştiremez. Bu değişikliği sağlayacak bir sistemi kendi bedeni içinde oluşturamaz. Bu durumda bir sürüngenin renginin, çevrenin rengiyle tonları dahi farklı olmayacak şekilde kusursuz bir benzerliğe sahip olmasının tek bir açıklaması vardır. Bu canlı çok üstün bir akıl sahibi tarafından tasarlanmıştır. Bu tasarım ise sonsuz güç sahibi olan Allah'a aittir. Allah her canlının ihtiyacını en iyi bilendir.

En Ünlü Kamuflajcı Sürüngen: Bukalemun

Hiç bulunduğu ortama göre renk değiştiren bir bukalemun gördünüz mü? Bu gerçekten de görülmeye değer olaylardan biridir. Zira bukalemun öylesine üstün bir kamuflaj yeteneğine sahiptir ki, bu işi yapmaktaki çabukluğu ile insanı hayrete düşürür. Diğer pek çok sürüngen de renk değiştirme yeteneğine sahip olduğu halde hiçbiri bunu bukalemun kadar hızlı yapamaz.

Bukalemun, derisinin altındaki kırmızı ve sarı renk taşıyıcıları, mavi ve beyaz yansıtıcı tabakayı ve en önemlisi de rengini koyulaştıran "kramotofor" hücrelerini büyük bir ustalıkla kullanabilir.29 Örneğin bir bukalemunu sapsarı bir ortama koyduğunuzda vücudunun renginin de hızla sarı renge dönüştüğünü ve ortama uyum sağladığını görürsünüz. Üstelik bukalemun sadece tek bir renge değil alacalı renklere de tam bir uyum gösterebilmektedir. Bunu başarabilmesinin sırrı ise bu usta kamuflajcının derisinin altındaki renk hücrelerinin boyutça büyümeleri ve hızla yer değiştirerek bulundukları yere uyum göstermeleridir. Peki bukalemun bu son derece mükemmel değişimi kendi kendine yapabilir mi? En usta ressamın dahi bir rengin aynısını elde etmek için saatlerce uğraşması gerekirken, bu hayvanların yaşadıkları ortama ayırt edilemeyecek şekilde karışmaları nasıl gerçekleşmektedir?

Böyle bir işlemi bukalemunun kendi iradesiyle yaptığını iddia etmek elbette ki akıl dışı olacaktır. Çünkü bir sürüngenin kendi bedeninin görünümünü belirlemesi, hatta görünümünü değiştirecek bir sistemi vücudunun içine yerleştirmesi elbette ki mümkün değildir. Veya bu canlının vücudundaki tüm hücrelere, atomlara hakim olduğunu, onlar üzerinde dilediği ayarlamayı yaptığını, gerekli pigmentleri oluşturduğunu iddia etmek de son derece saçmadır. Böyle üstün bir yeteneğin tesadüfen oluştuğunu iddia etmek ise tamamen tutarsız ve anlamsız bir iddiadır. Doğadaki hiçbir mekanizma böyle kusursuz bir yeteneği oluşturma ve ihtiyacı olan canlıya verme gücüne sahip değildir. Bukalemunlar da yeryüzündeki diğer tüm canlılar gibi Allah tarafından yaratılmışlardır. Allah yaratma sanatındaki benzersizliği bize bu örneklerle de göstermektedir. Allah üstün ve güçlü olandır.

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir. (Hadid Suresi, 1-2)

Bukalemunlar en iyi renk değiştiren canlılardandır. Resimlerde de görüldüğü gibi bukalemunun üzerine konan bir yaprağın izi bir süre sonra hayvanın derisinde, üstelik de aynı renk ve desenlerle ortaya çıkar.

Mürekkep balıkları ve ahtapotlar da renklerini çok hızlı değiştirebilirler. Bazen renk dalgaları bedenlerinde nabız atması gibi görünür. Bu kadar fazla değişikliğin olmasına birçok farklı etken sebep olur. Ahtapotlar kızgınlık, yiyecek görme, korku gibi durumlarda çok kısa bir zaman içinde bulundukları yerin rengini alabilirler. Allah bu canlıları denizin dibinde kendilerini koruyacak özelliklerle birlikte yaratmıştır. Allah her şeyin hakimidir, her şeyden haberdardır.

Bu kar tavukları, hayvanlarda, mevsimlere göre kamuflajın stili değişiminin en güzel örneklerindendir.

Ortama Göre Renk Değiştirme

Canlılar renkleri kullanarak sadece düşmanlarından mı korunurlar? Tabi ki hayır. Bazı hayvanlar, vücutlarını kaplayan tüylere rengini veren enzimler sayesinde soğuktan ve sıcaktan da korunurlar. Soğuk bölgelerde yaşayan hayvanlarda, vücudun en hassas kısımları olan bacak ucunda, kulakta ve burunda yer alan tüyler koyu renklidir. Koyu renkli tüyler, insanların kışın koyu renk giysiler giyerek güneş ışınlarından daha fazla faydalanmaya çalışmaları gibi, hayvanların da ısı enerjisini daha çok alıp, daha kolay ısınmalarını sağlar. Renk değişimi, kara hayvanlarında sık rastlanan bir durumdur. Örneğin yazın kuzey tilkilerinin tüyleri beyazlaşır, çünkü vücut sıcaklıkları yüksek olur. Kışınsa havalar soğuduğu için, vücut sıcaklıkları düşer ve enzimlerin rahatça çalışabileceği bir ortam sağlanır. Bu nedenle kışın kuzey tilkilerinin tüyleri koyulaşır. Yine kuzey enlemlerinde yaşayan tavşanlar, tilkiler, gelincik ve sansarlar da yazın kahverengi, kışın ise beyaz renge bürünürler.

Renk değişimini sağlayan enzime tirozinoz adı verilmiştir.

Bazı kuşlar da kış aylarında bembeyaz bir renk alırken, bahar geldiğinde toprağın ve bitki örtüsünün rengine uygun yeni bir görünüme bürünürler.

Mesaj Veren Renkler

Canlılar renkleri çok farklı alanlarda kullanırlar. Birbirlerine çeşitli konularda mesajlar vermeleri de bunlardan biridir. İlerleyen sayfalarda bu konudaki örneklerin bir kısmına yer vereceğiz.

Kurbağaların en öldürücü olanlarından biri zehir oku kurbağasıdır. Dendrobates türünün bu küçük kurbağasının derisinde "batracotixin" olarak bilinen zehir vardır. Bu, hayvanlar aleminde bilinen en güçlü zehirlerden biridir. Kurbağanın ismi Amazon'daki bir kabileden gelmektedir. Yerliler kurbağaların derilerindeki zehirleri oklarının ucuna sürerler ve bunu avlanırken kullanırlar. Kurbağa zehirli olduğunu renklerini kullanarak kendisini avlamak isteyen diğer canlılara haber verir.

 

Yandaki resimde oldukça zor seçilen Sinanceidea türünün balıkları küçük ve yassı vücutlara sahiptir. Pulları yoktur, bunun yerine derileri deniz yatağında mükemmel bir kamuflaj yapmasını sağlayan çıkıntılarla kaplıdır. Kayaya benzeyen bu çıkıntılar balığın dış hatlarını belirsizleştirirler. Bu balıklar kendilerini kuma gömerek de kamuflaj yapabilirler.

 

 

Güney Amerika'da yaşayan yılanların hepsi sarı, kırmızı ve siyah halkalarla kaplıdır. Bunlara mercan yılanları adı verilir. Bu yılanlardan bazıları zehirlidir, bazıları ise sadece zehirli olan yılanları taklit etmektedir. İki yılandan hangisinin zehirli olduğu sadece renklerinin diziliminden anlaşılır. Zehirli olmayan yılanlar bu benzerlikten faydalanarak düşmanlarından korunmuş olurlar.

 

 

 

Bir papilionida kelebeği tırtılı, kırmızı antenini uzatıyor. Bu kelebek türünün tırtılları bu organı yaklaşan bir düşman duyduklarında açığa çıkarırlar. Bu parlak kırmızı renkli uzantının hareketi küçük kuşları korkutmaya yarar.

 

 

 

Fulgoriade, tropik bölgelerde yaşayan parlak renkli bir böcektir. Bu böceğin kafasında boynuz benzeri bir çıkıntı vardır. Bu çıkıntı Fulgoriade'ye ağzı açık ve dişleri görünen bir timsah görüntüsü verir. Bu çıkıntıların özellikleri hala tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Ancak kur yapmada kullanıldığı zannedilmektedir. Ayrıca Fulgoriadeler ağaç kabuklarına da çok benzerler. Bu canlıların kullandıkları tek savunma yöntemi kamuflaj değildir. Bundan başka küçük resimde de görüldüğü gibi rahatsız edildiklerinde gözlerini açığa çıkarmak için kanatlarını açarlar. Bu da düşmanlarını şaşırtır ve böceğe kaçmak için fırsat verir.

 

 

Bazı hayvanlar vücutlarının çeşitli bölgelerinde yer alan değişik renkteki tüyleri bir alarm işareti olarak kullanırlar. Bu özellik en belirgin şekilde çatal boynuzlu antiloplarda (Antilocapra Aamericana) görülür. Hayvan, kuyruğu civarındaki beyaz tüyleri herhangi bir tehlike sırasında dikleştirerek diğer hayvanların çok uzaktan görebilecekleri bir flaş gibi kullanır.

Galapagos'taki erkek Fırkateyn kuşu, dişisinin dikkatini çekmek için gagasının altındaki kırmızı kesesini şişirir. Erkekler daha sonra yuvalarını inşa edecekleri ağaçların üzerinde grup şeklinde birikirler. Üzerlerinde uçan dişiler erkeklerini seçerler. Kesenin kırmızı rengi kuşun üst kısmındaki metalik renkle tam bir tezat oluşturacak şekildedir.

Hayvanların tümü renklerini kamuflaj için kullanmazlar. Sülün ve tavus kuşunun erkekleri, eşlerini etkileyebilmek için renkli tüylerini kullanırlar. Erkek tavus kuşu tüylerini açtığında ortaya muhteşem bir görüntü çıkar.

Renkler sayesinde canlılar üreme amacıyla diğer canlıları kendilerine çekerler, rakiplerini ve saldırganları uyarır ya da uzaklaştırırlar. Örneğin eşeyli üreme için tozlaşmaya gereksinim duyan çiçekli bitkiler, çiçek tozlarının taşınması işlevini üstlenen böcekleri çekmek için canlı renkler ve karmaşık desenler ile bezenmişlerdir.

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.

(Bakara Suresi, 164)

Kuşlardaki Renkler

Kuşların rengarenk tüylerinin en önemli özelliklerinden birisi cansız yapılar olmalarıdır. Gelişimini tamamlamış bir tüyün tamamen cansız olması, kopan tüyün rengini aynen muhafaza etmesinin de nedenidir.

Kuşlardaki zengin renk çeşitliliği, tüylerin içerisinde yer alan ve tüy ilk oluşmaya başladığı sırada depolanan pigmentlerin varlığına veya tüylerin yapısal özelliği nedeniyle ışık hareketlerine bağlı olarak meydana gelir.

Her kuş türünün renkleri çok farklıdır. Bu farklılığın nedeni tüylerdeki ışık hareketleri ve tüyün yapısında bulunan keratin adlı pigment maddesinin varlığıdır.

Kuşların tüyleri sürekli yenilenen cansız yapılarıdır. Her yenilenmede aynı renkler tekrar ortaya çıkar.

Keratin maddesinden meydana gelen bu oluşumlar, çevre koşulları nedeniyle kısa sürede yıprandıklarından belirli zaman aralıklarıyla yenilenirler. Ama hayvan her seferinde rengarenk tüylerine tekrar kavuşur. Çünkü kuşların tüyleri gerekli uzunluğa, türün renk ve desen özelliklerine tam olarak ulaşıncaya kadar gelişmelerini sürdürürler.Tüyler sahip oldukları farklı yapı sayesinde tıpkı cam prizmanın ışığı renklere ayrıştırması gibi bir görünüm sunabilirler. Bu şekilde ışığın kırılmasıyla ortaya çıkan renkler, pigmentlerce renklendirilmiş olanlardan daha canlı ve metaliktirler. Bu tüylerin renkleri maviden yeşile, portakal renginden kırmızıya değişir. Genellikle kuşlardaki yeşil, mavi ve metalik renkler ışığın yansıma ve kırılması sonucu oluşur. Ancak bazı renkler pigmentlerden de kaynaklanabilir.

Kuşlarda başlıca üç tür pigment görülür. Bunlar,siyah, kahverengi ya da donuk sarı rengi sağlayan melanin pigmentleri; kırmızı, sarı ve portakal rengini veren lipokrom pigmentleri ve karatenoidlerdir.

Kuşlardaki mavi, yeşil ve diğer bazı parlak renkler ise, tüylerin üzerindeki mikroskobik ince levhacıklarla ışığın kırılması ve yansıması sonucunda meydana gelirler. Örneğin, bazı kuşlardaki mavi renk, ışık tayfındaki tüm renklerin tüyler tarafından emilmesi ve yalnız mavi rengin yansıtılmasıyla ortaya çıkar.

Hormonlar da kuşlardaki renk değişikliğinde önemli rol oynarlar. Bazı türlerin erkek ve dişi bireylerindeki renk farklılığı eşeysel hormonlardan kaynaklanır. Örneğin, horozlarla tavukların tüy şekli ve renklerinin farklı olması östrojen hormonuna bağlıdır.

Kuşlardaki renkler, bulundukları çevreye uyma, erkek ve dişi bireylerin birbirlerini tanıması ve üreme mevsiminde erkek kuşların dişilere kur yapması sırasında önemlidir. Ayrıca tüylere renk veren pigmentler, tüyün dayanıklılığını artırır, güneş ışınlarından ısı depolar ve zararlı ultraviyole ışınlarının vücuda girmesini engellerler.

...Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur, tümü O'na gönülden boyun eğmişlerdir. (Bakara Suresi, 116)

Kelebekler

Kelebek kanatlarındaki renk oluşumu son derece ilgi çekicidir. Bir kelebeğin kanatlarının üzerindeki pullar vasıtasıyla ışık yansır ve ortaya "gerçekte olmayan", ama akılalmaz bir simetri ve güzellik sergileyen renkler çıkar. "Gerçekte olmayan" diyoruz, neden mi?

Kelebekler, vücutlarına kıyasla oldukça geniş bir yüzeye sahip olan kanatlarının güzelliğiyle bilinirler. Peki kelebek kanatlarındaki bu muhteşem desenler ve renkler nasıl ortaya çıkmaktadır?

Kelebekler aslında saydam olan bir çift zar kanada sahiptirler. Bunlar, yoğunlukları farklı pullarla kaplı olduğu için zar kanatların saydamlıkları belli olmaz. Kelebek kanatlarının aerodinamiğini (hava akımlarından faydalanarak yapılan hareketler) artıran, onlara rengini veren işte bu pullardır. Dokunulduğu anda yerlerinden kopacak kadar hassas olan pulların, kelebeğin kanadına saplanan sivri uçları vardır. Bu sayede pullar dökülmeden durabilirler. Kanadın üstüne bir damın kiremitleri gibi dizilmiş olan her pulcuk ya kimyasal pigmentlerle ya da sabun köpüğündeki gibi üstüne düşen ışığı gökkuşağı renklerine kıran yapısı ile renk kazanır. Ayrıca laboratuvar araştırmaları, farklı renklerin farklı kimyasal maddelere bağlı olduklarını da göstermiştir. Örneğin Pteridin denilen boya maddesinin türevleri kelebeklerde genelde görülen pembe, beyaz ve sarı renkleri sağlayan maddelerdir. Çok sık rastlanan melanin adlı boya maddesi ise kanatlardaki siyah beneklerde bulunur. Ayrıca kelebeklerin kanatlarındaki renkler her zaman göründükleri gibi değildirler. Örneğin yeşil renkli pullar; siyah ve sarı pulların karışımından oluşmaktadır. Kelebeklerin kanatları üzerinde yapılan son incelemeler, pigmentlerin pulcuklarda sentezlendiğini ve melanin üretimi için gerekli olan enzimlerin pulcukların üst derisinde bulunduğunu göstermiştir.

Kelebeklerdeki bu çok değişken renkler yalnızca boya maddelerinden kaynaklanmaz. Kelebeğin kanatlarındaki pulların yapısı, düzeni, yansıma, kırılma gibi ışık olaylarının ortaya çıkmasına ve muhteşem güzellikteki renklerin doğmasına neden olur. Mesela, Stilpnotio Salicis kelebeğinin hava kabarcıklarıyla dolu yarı saydam pulları vardır. Bu pullarda boya maddesi bulunmamasına rağmen, içlerinden geçen ışık, kelebeğin satene benzer bir görünüm almasını sağlar.

Argynnis kelebeğininse kanat pullarının yüzeyi inanılmayacak kadar yumuşaktır ve bu yumuşaklık gümüşi yansımalar doğurur. Bazı kelebeklerde birbiri üstüne gelen iki pul tabakasının farklı dizilişleri de değişik ışık yansımaları meydana getirebilir, mesela kelebeğin siyahımsı ya da kahverengi değil de mavi görünmesini sağlayabilir. Kelebeklerin kanat yapısını, sadece renklerini göz önüne alarak incelediğimizde bile pek çok mucizeyle karşılaşırız. Böyle olağanüstü güzellikteki bir görünümün varlığı hiç kuşkusuz tüm bunları yaratan Allah'ın üstün kudretinin ve nihayetsiz sanatının bir delilidir.

Bu arada belirtmek gerekir ki, kelebeklerin kanatlarındaki renklerin ve desenlerin bir süs olarak yaratılmış olmalarının yanında, bu canlılar için hayati başka pek çok fonksiyonları da vardır.

Büyük Endonezya kelebeği (solda) düşmanlarını şaşırtmak için kanatlarındaki göze benzeyen iki geniş beneği kullanır. Bu, onlar için yeterli bir savunmadır. Monark kelebekleri gibi başka türler ise daha farklı yollara başvururlar (sağda). Monark kelebekleri koyu portakal renkli ve siyah desenleri olan kanatları ile düşmanlarına ‘kötü tat' mesajı vererek uyarı gönderirler.

Kelebeklerdeki Yalancı Gözler

Pek çok kelebeğin üzerinde büyük bir canlının gözlerini çağrıştıran koyu renkli yuvarlak desenler vardır. Yine kanatların üzerindeki renkli pulcuklardan meydana gelen bu gözler kelebeklerin en önemli savunma mekanizmasını oluştururlar. Kelebekler dinlenirken kanatlarını kapalı pozisyonda tutarlar, herhangi bir düşmanla karşılaşma ya da ufak bir dokunuş sonucunda kanatlar ani olarak açılır ve kanat zeminindeki iri ve koyu renkli parlak göz desenleri ortaya çıkar. Bu sayede düşmana gereken mesaj iletilmiş olur.

Resimlerde görülen kelebekler hem renk hem de desen yolu ile kamuflaj yöntemini kullanırlar. Kelebeklerin üzerindeki göz motifleri, gözün içindeki pırıltılar dahi eksik bırakılmayacak şekilde Allah tarafından yaratılmıştır.

Kelebeklerin Kamuflajı

Kelebeklerin sahte gözler dışında kamuflaj yetenekleri de şaşırtıcıdır. Kamuflaj yapan kelebekler çalının rengini görmekte, tespitler yapıp, bunları analiz etmekte, çok iyi işleyen bir sistemle vücutlarında ürettikleri renklerle çalının rengine bürünmekte, düşmanının zevklerinden haberdar olan başka bir türse onun hoşuna gitmeyecek renklere bürünerek uyarı mesajları vermektedir. Daha doğrusu bir kelebeğin saydığımız tüm bu işlemleri yapması asla mümkün değildir. Bunu şöyle bir örnekle belirginleştirebiliriz:

Resimlerdeki kelebeklerin her ikisinin de rengi aslında çok dikkat çekicidir. Fakat üzerinde bulundukları mekana olan uyumları sayesinde güvenlik içinde yaşarlar.

Bir laboratuvar ortamında herhangi bir rengi oluşturmaya çalıştığınızı düşünün. Bu konuda hiç bilginiz yoksa, bulunduğunuz laboratuvar ne kadar gelişmiş aletlerle ya da imkanlarla dolu olursa olsun istediğiniz gibi kesin bir sonuç alamazsınız. Bırakın kelebeklerin yaptığı gibi ortamla aynı rengi, aynı desenleri oluşturup, tamamen görünmez hale gelecek bir kaliteyi tutturmayı, herhangi anlamlı bir renk bile oluşturamazsınız. Durum böyleyken kelebeklerdeki bu muazzam sistemin bilinçli bir tasarımın dışında, tesadüflerle oluştuğunu iddia etmek elbette ki bilimsellikten uzak ve akıl dışı bir iddia olacaktır.

Ortada bir tasarım varsa, onun bir tasarlayıcısı da vardır. Yeryüzündeki kusursuz tasarım Rahman olan Allah'a aittir. Akıl sahibi insanlara düşen Allah'ın yaratması üzerinde detaylı olarak düşünmektir. Allah Nahl Suresi'nde şöyle bildirmektedir.

Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 13)

Işığı Emen Siyah Benekler

Bazı kelebeklerde özellikle kanatların gövdeye yakın kısımlarında pullardan oluşmuş büyükçe koyu renkli benekler vardır. Her iki kanatta simetrik olarak yer alan bu benekler kelebeklerin uçabilmesi için çok önemli bir fonksiyona sahiptir. Uçmak için gerekli olan vücut sıcaklığına ulaşabilmek için kelebekler bu beneklerden faydalanırlar. Nasıl mı?

Mavi renkli Morpho kelebeğinin kanatlarının altındaki kahverengi renk ve benekler çalılıklar arasında saklanabilmesi için mükemmel bir kamuflaj imkanı sağlar. Kelebek çalılıklarda birdenbire görünmez olabilir.

Pullar renklerine göre ısıyı maksimum veya minimum seviyeye getirebilme özelliğine sahiptirler. Güneşin altında, sanki belli bir açıyı tutturmaya çalışıyormuş gibi kanatlarını açıp kapayan kelebekleri hepimiz görmüşüzdür. İşte bu hareketi yaparak güneş ışığını almaya çalışan kelebeklere gövdelerindeki siyah benekler yardımcı olur. Gövdesini ısıtması gereken kelebek güneş ışınlarının bu beneklere gelmesini ayarlayacak şekilde kanatlarını açıp kapatır, böylece bedenini kolaylıkla ısıtmış olur.

Açık arazide güneşin altında kalan kelebeklerin rengi diğerlerine göre daha açıktır, ormanlık arazidekilerin rengi ise daha koyudur.

Lepidoptera kelebekleriyse kanatlarında pul olmadığı için ışığı yansıtamazlar, bu yüzden saydamdırlar. Bu kelebek türünü uçarken görebilmek mümkündür ama bir yere konduklarında görmek hemen hemen imkansızdır. Bu da kelebek için mükemmel bir korunma teşkil eder. Tüm canlılarda olduğu gibi kelebekler de bütün ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilecekleri sistemlerle birlikte yaratılmışlardır ve bunların hepsi birbirine bağlı olan, biri olmazsa öbürü olmaz sistemlerdir.

Kainattaki her varlık gibi kelebekler de sahip oldukları detaylarla Allah tarafından, ihtiyaçları olacak her türlü sistemle, yaratılmışlardır.





Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama