Üyelik Girişi eğer ilk gelişiniz ise, Üye Olunuz!
 %100 Ücretsiz Türkiye'nin Ansiklopedi Bilgi Sitesine Hoşgeldiniz. Amacımız Kaliteli ve Tarafsız Türkçe Bilgi yi farklı iletişim teknolojileri araçları kullanarak ücretsiz iletmektir. AyBilgi 2012 yılında kurulmuş olup, internetteki en eski türkçe ansiklopedi sitesidir.
>  Anasayfa > Makaleler > Hayvanlar > Hayvanlar ve teknoloji


Hayvanlar ve teknoloji
Tarih 06/03/2013 20:54 Yazar Onur Okuyanlar 2050   Sayfa Numarası 4117
Print Pdf RSS

HAYVANLAR VE TEKNOLOJİ

Çok kapsamli bir uçak maketi satin aldiginizi düsünün. Yüzlerce küçük parçadan olusan bu maketi yapmak için nasil bir yol izlersiniz? Kuskusuz bunun için yapacaginiz ilk sey, kutunun üzerindeki resimlere bakmak ve içindeki montaj bilgilerinden faydalanmak olacaktir. Çünkü bir maketi yaparken montaj talimatlarini izlemek, yapilacak isin süresini kisaltir, o maketin en hatasiz ve mükemmel biçimde yapilmasini saglar.

Uçagin montaji ile ilgili bilginiz olmasa da, eger elinizde benzer bir model varsa maketi yine yapabilirsiniz. Çünkü daha evvel gördügünüz uçak modelinin tasarimi, onun benzerinin yapiminda size önemli bir rehber olacaktir. Ayni mantikta, dogada var olan kusursuz bir tasarimi örnek almak da, benzer islevlere sahip bir teknolojik aygitin tasarim ve montajinin en kisa yoldan ve en mükemmel biçimde gerçeklestirilmesini saglar. Bunun bilincinde olan pek çok bilim adami ve arastirma-gelistirme (ARGE) uzmani da yapacaklari her yeni çalismadan önce, bunun canlilardaki örneklerini arastirmakta, bunlardaki sistem ve tasarimlari örnek alarak onlari taklit etmektedirler. Diger bir deyisle bilim adamlari, Allah'in dogada yarattigi tasarimlari görüp incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler gelistirmektedirler.

Doğadaki bir çok canlı yeni teknolojilerin tasarlanmasında ilham kaynağı olmuştur. Robotlar bunun en güzel örneğidir. Böceklerin vucut yapıları örnek alınarak bir çok robot tasarımı yapılmıştır.

Bu yönelim yeni bir bilim dali dogurmustur: "Biyomimetik". 'Dogadaki canlilardan taklit' anlamina gelen ve özellikle son dönemlerde teknoloji dünyasinda adindan sikça söz edilen bu bilim dali, insanlara önemli ufuklar açmistir. Canlilarda bulunan sistemlerin yapisini taklit etme bilimi olarak bilinen biyomimetigin ortaya çikisi, bugün evrim teorisini savunan bilim adamlari için de çok büyük bir hezimet olmustur. Çünkü, evrim basamaginin en gelismis canlisi olarak kabul ettikleri insanin sözde kendinden daha ilkel olmasi gereken canlilari taklit etmeye çalismasi, onlardan ilham almasi evrimciler açisindan kabul edilemez bir durumdur.

Ilkel sayilan canlilarin özellikleri daha gelismis olanlar tarafindan örnek aliniyorsa bu, gelecekte var olacak teknolojilerin büyük bir bölümünün, bu sözde ilkel canlilarin tasarimlari üzerine kurulu olmasi demektir. Bu ise, çevrelerine uyum saglayamayan ilkel canlilarin yok olup kalanlarin gelistigini savunan evrim teorisinin mantigina tamamen ters bir durumdur.

Evrim teorisini savunanlari kisir bir döngüye sokan bu bilim dali, gün geçtikçe gelismekte ve teknoloji dünyasina hakim olmaktadir. Bu dogrultuda "biyomimikri" olarak isimlendirilen ve "canlilarin davranislarini taklit etme bilimi" anlamina gelen yeni bir bilim dali daha ortaya çikmistir.

Bu kitapta biyomimetik ve biyomimikrinin dogada mevcut olan kusursuz sistemleri örnek alarak katettigi gelismeler ele alinmaktadir. Daha önce pek dikkat çekmemis, ancak canliligin yaratilmasindan bu yana dogada var olan benzersiz tasarimlar incelenmektedir. Ayni zamanda, evrim teorisini savunanlara söyleyecek tek bir söz dahi birakmayan dogadaki akil dolu mekanizmalarin hepsinin alemlerin Rabbi olan Allah'in örneksiz yaratmasinin eseri oldugu anlatilmaktadir.

BIYOMIMETIK NEDIR?

Janine Benyus ve yazdigi "Biomimicry" isimli kitap. Gerek biyomimetik, gerekse biyomimikri dogadaki modelleri inceleyen, sonra da bu tasarimlari taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanlarin problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan yeni bilim dallaridir.

Biyomimetik, insanlarin dogada bulunan sistemleri taklit ederek yaptiklari maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin tümünü ifade eden bir terimdir. Dogadaki tasarimlar örnek alinarak yapilan aletlere, özellikle nanoteknoloji, robot teknolojisi, yapay zeka (AI), tibbi endüstri ve askeri donanim gibi alanlarda kullanilmak için gerek duyulmaktadir.

Biyomimikri, ilk defa Montanali bir yazar ve bilim gözlemcisi olan Janine M. Benyus tarafindan ortaya atilmis bir kavramdir. Türkçe karsiligi "biyotaklit" olan bu kavram, daha sonra pek çok kisi tarafindan yorumlanmis ve uygulamaya geçirilmistir. Biyomimikri hakkinda yapilan yorumlardan biri söyledir:

Biyomimikrinin ana temasi dogadan model, ölçü ve akil olarak ögrenecek çok seyimiz oldugudur. Bu arastirmacilarin ortak noktasi, dogadaki tasarima saygi göstermeleri ve insanlarin karsilastiklari problemlerin çözümünde bunlari kullanarak ilham almalaridir.

Ürün kalitesini ve verimini artirmada dogadan faydalanan sirketlerden biri olan Interface'in ürün stratejisti David Oakley de biyotaklit konusunda sunlari söyler:

Doga, benim is ve tasarim konularinda akil hocam, yasam tarzim için bir model. Doganin sistemi milyonlarca senedir çalisiyor... Biyotaklit, dogadan ögrenmenin bir yoludur.

Nitekim bilim adamlari hizla yayginlasan bu fikri benimsemisler, önlerindeki benzersiz ve kusursuz modelleri örnek alarak çalismalarina hiz kazandirmislardir. Özellikle endüstri alaninda dogadaki gibi uygun hammaddeler ve ekonomik sistemler gelistirmeyi amaçlayan bilim adamlari ve arastirmacilar, simdi el birligiyle dogayi nasil taklit edeceklerinin yollarini arastirmaktadirlar.

Dogadaki tasarimlar en az malzeme ve enerji ile en fazla verim almalari, kendi kendilerini onarma özellikleri, geri-dönüsümlü ve doga-dostu olmalari, sessiz çalismalari, estetik, dayanikli ve uzun ömürlü olmalari bakimindan teknolojik çalismalara örnek teskil ederler. High Country News adli bir gazetede biyomimetik bilimsel bir hareket olarak tanimlanmis ve söyle bir yorum yapilmistir:

Dogal sistemleri model alarak, bugün kullandigimizdan çok daha uzun süreli teknolojiler olusturabiliriz.

Biomimicry adli kitabin yazari Janine M. Benyus ise, dogada gördügü mükemmellikler üzerinde düsünerek, dogadaki modellerin taklit edilmesi gerektigine inanmistir. Onu böyle bir yaklasimi savunmaya yönelten örneklerden bazilari sunlardir:

Ari kuslarinin 10 gramdan daha az bir yakitla Meksika Körfezi'ni geçebilmeleri,

Yusufçuklarin en iyi helikopterlerden bile daha iyi manevra yapabilmeleri,

Termit kulelerinde bulunan iklimlendirme ve havalandirma sistemlerinin, donanim ve enerji sarfiyati bakimindan insanlarin yaptiklarindan çok daha üstün olmalari,

Yarasanin çok-frekansli ileticisinin, insanlarin yaptigi radarlardan daha verimli ve duyarli çalismasi,

Isik saçan alglerin vücut fenerlerini aydinlatmak için çesitli kimyasallari biraraya getirmeleri,

Kutup baliklari ve kurbagalarin donduktan sonra yeniden hayata dönmeleri ve organlarinin buz nedeniyle hasara ugramamasi,

Bukalemunun ve mürekkep baliginin, bulunduklari ortamla tam bir uyum içinde olacaklari sekilde derilerinin renklerini, desenlerini aninda degistirmeleri,

Arilarin, kaplumbagalarin ve kuslarin haritalari olmadan uzun mesafeli uçuslar yapabilmeleri,

Balinalarin ve penguenlerin oksijen tüpü kullanmadan dalmalari,

DNA sarmalinin bilgi depolama kapasitesi,

Yapraklarin fotosentez islemi ile, yilda 300 milyar ton seker üretimi yaparak dünyanin en büyük kimyasal islemini gerçeklestirmesi...

Yukarida sadece birkaç örnegine yer verdigimiz dogadaki hayranlik uyandiran bu gibi mekanizma ve tasarimlar, teknolojinin birçok alanini zenginlestirme potansiyeline sahiptir. Bilgi birikimimizin artmasi ve teknolojik imkanlarin gelismesi ile birlikte bu potansiyel her geçen gün daha da ortaya çikmaktadir.

Örnegin 19. yüzyilda doganin taklidi sadece estetik açidan uygulama sahasina sahipti. Dönemin ressam ve mimarlari dogadaki güzelliklerden etkilenmis, yaptiklari eserlerde bu yapilarin dis görünüslerini örnek almislardi. Ama dogadaki tasarimlarin olaganüstülügünün ve bunlarin taklidinin insanlar için fayda saglayacaginin anlasilmasi, ancak dogal mekanizmalarin moleküler seviyede incelenmesiyle baslamistir. Çünkü dogadaki kusursuz düzen, detaya inildikçe daha da sasirtici bir boyut kazanmaktadir.

Biyomimetikle ortaya çikan malzeme ve aletler gelecekte de kullanilabilecek yapidadir:

Yeni solar hücreler, gelismis robotlar ve uzay gemilerinin malzemeleri gibi... Bu bakimdan dogadaki tasarimlar çok ileri bir teknolojiye ufuk açmaktadir.

Biyomimetik Hayatimizi Hangi Dogrultuda Degistirecek?

Dogadaki mükemmel tasarimlar Rabbimizin bize verdigi çok büyük nimetlerdir. Bu tasarimlari taklit etmek ve örnek olarak almak ise insanoglunu sürekli iyiye, dogruya yöneltecek bir devrimdir. Ne var ki bilim dünyasi dogadaki tasarimlarin çok büyük bir kaynak olusturdugunu ve günlük hayata geçirilmesi gerektigini, ancak son birkaç yil içerisinde fark edebilmistir.

Bilim otoritesi olarak kabul edilen pek çok yayin organi da dogadaki üstün yapilarin içerdigi tasarimlarin insanlara yol göstermesi açisindan çok büyük bir kaynak oldugunu kabul etmektedir. Örnegin Nature dergisi bu gerçegi söyle ifade eder:

Dogadaki mekanizmalar üzerinde yapilan çalismalar göstermektedir ki, filden proteine kadar pek çok yapi, tasarimcilar ve mühendisler için zengin bir fikir havuzu olusturmaktadir. Üstelik bu havuzun derinligini artirma potansiyeli de çok yüksektir.

Süphesiz bu kaynagi dogru yönde kullanmak ve teknolojiye geçirmek, insanoglunu çok hizli bir gelisim sürecine sokacaktir. Biyomimetik dalinda uzman olarak gösterilen Janine M. Benyus da, dogayi taklit ettigimiz takdirde yiyecek ve enerji üretimi, bilgi depolama, saglik gibi birçok alanda kendimizi rahatlikla gelistirebilecegimizi belirtmistir. Janine Benyus, yapraklardan esinlenilerek yapilan ve Günes Sistemi ile çalisan mekanizmalari, hücreler gibi sinyal veren bilgisayarlarin üretimini, sedeften taklit edilerek yapilan kirilmaya dayanikli seramikleri bu gelisime örnek olarak vermistir.

Görüldügü gibi, biyomimetik devrimi günlük hayatimizi ve yasamimizi derinden etkileyecek, insanlarin daha rahat ve konforlu yasamasini saglayacaktir.

Bir tasarımcı, aklındaki modelleri boş bir kağıda çizerek tasarlar. Tasarımcının o ana kadar gördüğü her şey, tasarımını şekillendireceği örnekleri oluşturur. Çünkü doğadaki her form, her şekil bir tasarımdır. Hiçbir tasarımcı daha önce hiç görmediği, hiçbir şekilde bilgi sahibi olmadığı bir şeyi tasarlayamaz.

İsterseniz öncelikle bir tasarımcının yeni bir tasarım meydana getirirken izlediği yolu aşama aşama inceleyelim: Tasarımcı öncelikle, tasarlayacağı materyalin kullanım amacını, işlevini belirler. Daha sonra tasarımın kullanıcısını ve onun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, tasarımın sınırlarını tespit eder.

Dünyadaki meslek grupları arasında belki de en sakin ve rahat şartlarda çalışanlar endüstri ürünleri tasarımcılarıdır. Bunun nedeni iyi bir tasarımın, çok çalışıp gayret göstermenin yanında, o an insan aklına iyi bir fikir veya detayın gelmesi ile alakalı oluşudur. Bu aşamada tasarımcının elinin altında bulunan, boş bir kağıt ve kalemden başka bir şey değildir. Bu arada tasarlayacağı materyalle ilgili olarak daha önce dizayn edilmiş örnekleri de araştırdığını ve incelediğini unutmamak gerekir.

Aylarca süren eskiz çizimlerinde tasarımcı belki de yüzlerce dizayn çizer. Daha sonra bunlar incelenir ve içlerinden işlev/estetik oranı en elverişli ve üretime en uygun olan bir veya daha fazla çalışma seçilir. Bundan sonra üretim sürecinde çıkması muhtemel detaylar üzerinde çalışılır.

Önce tasarımın ufak ölçekli bir modeli yapılır. Böylece çizimler ilk defa üç boyuta çıkmış olur. Daha sonra tasarımın bitmiş şeklinin görülebilmesi amacıyla birebir boyutlardaki bir modeli de yapılabilir. Bütün bu işlemler zannedildiği kadar kısa sürmez, bilakis senelerce vakit alabilir. Daha sonra, oluşturulan heykel model üzerinde bazı deney ve testler yapılır. Kullanıcıya olan uygunluğu araştırılır.

Piyasaya yeni çıkan bir tasarım, ilk başta doğal olarak görünüşü ile ilgi çeker. Müşterilerinin beğenisini kazanır. Genelde bir malın satışındaki ilk faktör şekil, renk gibi öğeleri içeren dış görünüşüdür, daha sonraki faktör ise fonksiyonudur.

Görüldüğü gibi bir ürünün tasarımı için, ilk adımdan üretim aşamasına kadar oldukça zahmetli bir süreç gerekir. Oysa tüm tasarımların gerçekte tek bir sahibi vardır ve O'nun için yaptığı işlerde hiçbir zahmet yoktur. Allah tüm canlıları kusursuzca ve tek bir "ol" emriyle yaratmaktadır. Bir ayette bu gerçek şöyle bildirilir:

"Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ol der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 117)

Örneksiz yaratma ve yoktan var etme gücü yalnız Allah'a mahsustur. İnsan ise sadece olanları kopya eder. İşin daha derinine inilecek olursa, tasarımı yapan insanın zaten en güzel surette tasarlandığı gerçeği ile karşılaşırız. Allah canlıları ve insanı yoktan var etmiş ve insana da bir tasarlama yeteneği vermiştir.

Sadece insan becerisiyle yapıldığını sandığımız birçok şeyin tasarımı ise, gerçekte doğada mevcuttur. Büyük bir bilgi birikimi ve insanların yıllar süren araştırmaları sonucu ortaya çıkan yapılar veya teknolojik ürünler, doğada zaten milyonlarca yıldır durmaktadır.

Bunun farkında olan tasarımcılar, mimarlar ve bilim adamları canlıların yaratılış özelliklerini kendilerine örnek alarak, yeni modeller üretme yoluna gitmişlerdir.

ndi kullandıkları tekniklerle doğadaki mükemmel teknikler arasında çok büyük bir fark olduğunu da hayretle fark etmişlerdir. Bu da onları doğaya hakim olan üstün bir Akıl Sahibi'nin varlığına götürmüştür. Çünkü tüm bu inceliklerin tesadüflerle oluşmasının imkansızlığını görmektedirler. Bilim yoluyla kavradıkları bu üstün aklın sahibi, kuşkusuz göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'tır.

Söz gelimi, önceleri "V" biçimli yapılan gemi pruvalarına, yunuslar incelendikten sonra, "yunus burnu" adı verilen bir çıkıntı yerleştirilmiştir. Çünkü, yunusların burun tasarımlarının, suyun en mükemmel biçimde yarılması için ideal olduğu anlaşılmıştır. Elbette yunusun sadece burun yapısı değil, taşıdığı tüm özellikler kendisi için idealdir çünkü her biri "kusursuzca yaratan" (Haşr Suresi, 24) Allah'ın eseridir.

Bu bölümde, yunus örneğinde olduğu gibi doğadan taklit edilerek yapılan modellere yer verecek ve Allah'ın yaratışındaki üstünlüğe dikkat çekeceğiz. Canlılardaki herbiri tasarım harikası olan bu özellikler, Allah'ın büyüklüğünü takdir etmek bakımından önemlidir. Burada yer verilen canlıların özellikleri milyonlarca yıldır yani yaratıldıkları andan beri vardır. Oysa insanoğlu bunları ancak son bir iki yüzyıldır taklit edebilmektedir. Allah'ın yüceliğini görebilenler için, doğadaki herşey böyle özelliklerle donatılmıştır. Bu durum bir ayette şöyle belirtilmiştir:

"(Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir." (Zariyat Suresi, 8)

Böcekler ve Robot Teknolojisi

Böceklerle ilgilenen sadece mimarlar değildir. Elektronik mühendisleri de robot teknolojisini geliştirmek için böcekleri gözlemlemeyi ihmal etmezler. Böceklerin bacakları model alınarak yapılan robotlar, yere daha dengeli basmaktadır. Ayaklarının ucuna özel vantuzlar yerleştirilen böcek robotlar, sinekler gibi duvarda yürüyebilmektedir. Bir Japon firmasının böceklerden esinlenerek yaptığı robot, tavanda yürüme özelliğine sahiptir. Firma, üzerine hassas alıcılar yerleştirdiği bu robotu köprülerin alt yüzeylerini kontrol etmekte kullanmaktadır.

Amerikan ordusunun uzun zamandır mikromakineler ile yakından ilgilendiği bilinmektedir. Profesör Johannes Smith'e göre, aynen karınca görünümündeki bir robotu bir milimetreden küçük bir motor rahatlıkla hareket ettirebilecektir. Bu şekilde yapılacak bir robotun, karınca ordusuyla düşman radarlarına, uçak motorlarına ya da bir bilgisayar terminaline rahatlıkla girip zarar verebileceği hesaplanmaktadır. Nitekim Japonya'nın iki büyük endüstri kuruluşu Mitsubishi ve Matsushita ortak çalışma ile karınca robotlar için ilk adımı atmış durumdadır. Bu ortak çalışmanın ürünü 0,42 gram ağırlığında ve dakikada 4 metre yürüyebilen bir mini robot olmuştur.

  

Böcekten Modern Tren İstasyonuna

1987 yılında Fransız politikacılar, hızlı tren TGV'nin işleyeceği hatta bulunan Lyon-Stolas İstasyonu için mimar Santiago Calatrava'yı çağırdılar. Amaçları istasyon için nasıl bir yapı düşündüklerini anlatmaktı. Bu yeni istasyon, görkemli, çarpıcı ve atılımcı nitelikler taşıyan bir simge olmalıydı. Calatrava, istekleri dinlerken önündeki bir kağıda bir böcek resmi çizdi. İlham kaynağı bir böcek olan bu istasyon dinazor kemiği görünümüdeki beton sütunlarla desteklendi. Ayrıca yapının bir böcek kabuğunda rastlanabilecek canlılıkta yeşil ve mavi renklerle aydınlatılması da ihmal edilmedi. İstasyon, Temmuz 1994'te açıldığında politikacıların tüm isteklerini karşılayan ihtişamlı bir eser ortaya çıkmıştı.

Gemi pruvası - Yunus

Yunusların burun çıkıntısı, modern büyük gemilerin pruvasına model olmuştur.

Günümüzde inşa edilen büyük gemilerde "V" şeklindeki pruvalar yerine yunusların burun çıkıntısına benzer bir yapı kullanılmaktadır. Bu biçimdeki pruva su yüzeyini daha iyi yarmakta, böylece daha az enerji harcamasıyla daha süratli yol alınması sağlanmaktadır. Yunus burnu şeklindeki bu tip pruvalardan % 25'e ulaşan oranda yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

Concorde - Yunus

Yunus pruvası aynı zamanda Concorde'un tasarımcılarına da model olmuştur. "Mühendisler, havanın Concorde'un dış yüzeyinde yaptığı sürtünmeyi engellemek için yaptıkları çalışmada, yunus balığının iğ biçimindeki burnundan etkilendiler. Bu balığın kuyruk yüzgeci suyun içinde adeta bir motor görevi görüyor. Concorde'un da motorları yunustaki gibi arkaya yerleştirilmiş ve mükemmel bir sonuç elde edilmiştir."



Denizaltılar - Yunus

Yunusların mekik biçimindeki vücut yapıları onlara büyük bir hızda hareket yeteneği kazandırmaktadır. Ancak bilim adamları balığın bu kadar hızlı gitmesinde büyük bir rol oynayan başka bir yapı daha  keşfettiler:

Yunus derisi üç katmandan oluşur. Dıştaki katman ince ve çok esnektir; içteki katman kalındır ve bu katmana plastik kıllı bir fırça görünümünü sağlayan esnek kıllardan kuruludur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki ise süngerimsi bir maddeden yapılmıştır. Son hızla yüzen yunus balığına etki edebilecek ani bir basınç iç katmanlara iletilerek söndürülür. Alman denizaltı mühendisleri, dört yıllık bir araştırmadan sonra bu özelliğe sahip sentetik bir kaplama yapmayı başardılar. Sözkonusu kaplama iki kauçuk tabakadan olşuyor ve  tabakalar arasında yunusun deri hücrelerine benzeyen kabarcıklar bulunuyordu. Bu kaplamaların kullanıldığı denizaltıların hızlarında % 250 oranında bir artış görüldü.

Sonar - Yunus

Yunuslar başlarının önündeki özel bir organdan saniyede 200.000 titreşime sahip ses dalgaları yollarlar. Bu titreşimlerin yardımıyla sadece yollarındaki engelleri hissetmekle kalmaz aynı zamanda, yankının özelliklerinden söz konusu cismin yönünü, uzaklığını, hızını, büyüklüğünü ve şeklini de ayrıntılarıyla hesaplayabilirler. Sonarın çalışma prensibi yunusların bu algısıyla aynıdır 

Süngerin iskeleti

Deniz süngerinin, cam liflerinden ve ince iğnemsi yapılardan oluşmuş birbirine geçişli bir iskeleti vardır. Bu iskelet, süngeri her türlü denizaltı şartından korunmaktadır. Benzer teknikle yapılan BMW binası ise, denizaltı şartlarında yaşayan süngerin iskeletine oranla oldukça dayanıksızdır.

Akbaba-Uçak

Akbaba, kanatlarının ucundaki tüyleri, bir elin parmakları gibi açarak, kanatlarının oluşturduğu büyük hava girdaplarını küçültür (solda). Sağdaki resimde ise aynı aerodinamik yapıyı uçakta da gerçekleştirebilmek amacıyla hazırlanan model görülüyor.
 

 

 

 



 

Helikopter-Yusufçuk

Savaş araçları ve roketler üreten MBB firması, BO 105 tipi helikopteri üretirken, Yusufçuğun yapısını ve uçuş stilini kendine örnek almış.

Helikopter üreten Amerikan Skorsky  firması da yusufçuğu doğrudan helikoptere adapte ederek yeni bir tasarım yapmıştır. Yukarıda helikopterin tasarımı sırasında, bu işin nasıl yapıldığı arabasamaklarıyla birlikte görünüyor.

Uçak Kanatları- Yusufçuk

1930'lu yıllarda mühendisler uçakların kanatlarının uçlarını, havada oluşan akımların yol açtığı titreşimlerin araca zarar vermemesi için ağırlaştırmaya başladılar. 20 yıl sonra bilimadamları bu sistemin yusufçuğun kanatlarında öteden beri varolduğunu farkettiler. Yusufçuğun kanatlarının ucunda siyah küçük hücreler  yoğunlaşarak, uçak kanadının ucundaki ağırlığın görevini yapıyorlardı...

 

 

 

Kedi balığından alınan örnek:

Kedi balığının vücudunun hidrodinamik açıdan elverişli yassı biçimi, uçak tasarımcılarına örnek olmuştur. Yassı biçimli modeller bugün hem savaş sanayinde hem de sivil havacılıkta  kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin Mc Donald Douglas'ın ‘Orient Express' modeli,  kedibalığı görünümdedir. Sesten yaklaşık 2 kat daha hızlı olan bu yeni modelin yassı biçimi, uçarken karşılaştığı hava direncinin minumum seviyede olmasını sağlamaktadır.

 

 

 

Radar - Yarasa

Görme duyuları ‘kör' denebilecek kadar zayıf olan yarasalar ultrason denilen çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu sesler saniyede 20.000 titreşimin üzerinde olduğundan,  insan tarafından duyulamaz. Yarasının yaydığı ses dalgaları havadaki ve yerdeki hayvanlara veya hayvanın önündeki diğer engellere çarparak yansır. Yarasa, yansıyan ve kendine gelen bu titreşimlere göre yönünü ve hareket tarzını belirler. Radarın çalışma prensibi de aynıdır.

 

 

 

Denizaltılar-Nautilus

Nautilus isimli balık dalmak istediğinde vücudunda bulunan içi boş odacıkları su ile doldurur. Yüzeye çıkmak istediğinde ise, ürettiği özel bir gazı bu dalış hücrelerine pompalar ve suyun boşalmasını sağlar. Denizaltılarda da Nautilus'taki gibi dalış odaları yapılmakta, içeri alınan suyun boşaltılmasında ise su motorlarından faydalanılmaktadır.

 

 

 

 

Kelebek hortumu - Kamış

 

Kelebeklerde bulunan hortum, sayısızteknik ayrıntıyla donanmış bir gelişmiş alet niteliğindedir. Dinlenme anında bu hortum, bir saatin sarmal yayı gibi dolanır. Kelebek besin gereksinimini karşılamak isterse, hortumda ki özel bir kas harekete geçer. Hortum çözülürek bir boru halini aldığında, en derin taç yapraklarındaki çiçek özünü bile emebilir. Meşrubat içmek için kullandığımız kamışlar da aynı sistemle yapılmıştır.
 

 

 

Şnorkel - Sivrisinek larvası

Suda gelişen sivrisinek larvası sahip olduğu bir nefes borusu sayesinde su üzerinden ihtiyaç duyduğu oksijeni  sağlıyor. Borunun etrafındaki tüyler ise aynı şnorkelin tepesindeki  tıpa gibi suyun içeri girmesini engelliyor.

 

 

 

Sineğin ağzı - Fermuar

Fermuar icat edileli daha bir yüzyıl oldu. Fakat sinekler yaratıldıklarından bu yana yüzbinlerce yıldır, alt dudaklarını oluşturan olukları birbirine kenetlemek amacıyla fermuar sistemini kullanıyorlar. Hortum, uç kısmında genişleyerek doğal fermuarların görünmesine imkan veriyor.

Mimari-Örümcek ağı

Örümcekler kendileri için çok değerli olan ağlarını genellikle tenha yerlere kurarlar. Bunun nedeni hayvanlar veya doğa şartları tarafından ağın bozulmasını önlemektir. Ağın korunması için ilginç bir örnek Orta Amerika'da yaşayan Argiope örümceklerinin ağlarında görülür. Bu örümcekler ağlarına parlak beyaz renkte, zig-zag şeklinde işaretler koyarlar. Bu işaretler kuşlara ağın içinden geçmemeleri için bir uyarıdır. Örümcek bu işaretlerin arkasında durarak avının kendisini görmesini engeller.

Çiy örümceğinin agını  inşa ederken kullandığı teknikten ilham alınarak hazırlanan Münih'teki çardak biçimli kuş kafesleri.

Tatlı su örümceğinin ağından esinlenerek yapılan bir denizaltı köyü projesi. Örümceğin su geçirmez ağı, böceğin yasamını sürdürmesi için gereken hava ve besini de içinde taşımaktadır. Denizaltı evlerinde ağın yerine camın kullanılması düşünülmüştür.


 

 

Çiğ örümceğinin yaptığı ağın gergin yapısı, ağa yırtılmaz bir özellik kazandırmaktadır. Günümüzde bu prensip inşaat mühendisleri tarafından farkedilmiş ve tel örgüler yardımıyla kullanılmaya başlanmıştır. Örneğn Cidde Havaalanı Hac Terminali ve Münih'teki hayvanat bahçesi bu prensipten yararlanılarak yapılan binalardandır.

Münih Olimpiyat Stadı'ndaki tavan kaplama alanlarının inşasında, "tepeli toygar örümceği"nin ot ve çalıların üzerine ağ gererek yaptığı yuvasının yapısı örnek alınmıştır.

 

 

    

Örümceğin, oldukça ince olmasına rağmen aynı kalınlıktaki çelik halatlardan çok daha sağlam olan ipliğinin taklit edilebilmesi için bilimadamları halen çalışmaktadır.

Örümceğin bu yöntemleri kendi kendisine geliştirebilmesi için uzun süre mühendislik eğitiminden geçmiş olması gerekir. Oysa örümcekler ne yapı statiği, ne de mimari tasarım bilirler. Onlar sadece kendilerine doğuştan, Allah tarafından ilham edilmiş vahiye uyarak hareket ederler.
 

 

 

Teleskop- Arı ve petek

Arı kovanları teleskoplar için çatı modelleri oluşturuyor. Gök cisimlerinden gelen X ışınlarını çekmek için geliştirilen bir uzay teleskobununun merceği arı kovanlarından ilhan alınarak, altıgen şeklindeki aynalardan üretilmiştir. Altıgen şekil aynaların kullanılmasının nedeni kayıp alanların bulunmaması ve altıgen birleşimlerinin genel yapıyı kuvvetlendirmesi. 
Ayrıca altıgenlerden oluşan dizilim teleskopa geniş bir görüş alanı ve yüksek kalite sağlıyor. Ne ilginçtir ki arıların gözleri de aynı bu teleskop gibi altıgenlerden oluşuyor. Hem de milyonlarca yıldan, yani yaratıldıklarından beri.
 

 

Akışkanlık - Mavi alabalık

New York itfaiyecileri, arabaların sarnıç sularına, mavi alabalığın çıkardığı jelatinsi yapışkan maddeye benzer 'Yolioks' adlı bir madde katıyorlar. Bu madde hortum ağızlıklarının suyu akıtma hızını arttırıyor. Bu sistem, itfayecilerin kullandıkları suyun püskürtme hacmini % 50 arttırıyor. Mavi Alabalık'ın derisini kaplayan sümüksü sıvı ise, aynı şekilde sürtünmeyi azaltarak, bu balıkların suyun direncine rağmen, suyun içinde kolayca ilerlemelerini sağlıyor.
 

 

 

 

Robot- Solucan

Amiens Üniversitesi araştırmacıları kendilerine solucanı model almışlar ve  bağımsız parçalardan oluşan bir solucan-robot yapmışlar. Bu robot, esnekliği sayesinde su sızıntılarını tespit etmek veya ölçümler yapmak üzere insanın giremeyeceği kanallarda ilerleyebiliyor.

Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir (En'am suresi, 101-102).
 

 

 

Münih Olimpiyat Stadı ve  Yusufçuğun Kanatları

Yusufçuk böceğinin kanatları, milimetrenin 1/3000'i kalınlığındadır. Bu denli ince olmasına rağmen oldukça dayanıklıdır. Bunun sebebi kanatlarının sayıları 1000'e varan bölmelerden oluşmasıdır. Bu bölmeli yapı sayesinde hayvanın kanatları yırtılmamakta, uçarken oluşan basınca dayanabilmektedir. Münih Olimpiyat Stadı'nın çatısı da (küçük fotoğraf) aynı prensip kullanılarak yapılmıştır.
 

 

 

Balinalar ve palet

Balinalar çifte bölmeli ve geniş bir kuyruğa sahiptir. İki ayağı birleştiren paletler ise, yüzücünün suyun içinde bir balina gibi aşağıdan yukarı kıvrılarak yüzmesini sağlar. Bu, hızlı dalış için ideal bir stildir.

Tavşanla ve kar ayakkabısı

Kuzey Amerika raketli tavşanlarının tüylerle kaplı uzun ve yayvan ayakları vardır. Bunlar tavşanın kara batmasını engeller. Kar ayakkabıları da insanlar için aynı görevi üstlenir.



 

 

Dağ keçileri ve botlar

Dağ keçisinin toynakları sarp kayalıklarda yürümeye çok uygundur. Hatta hayvan bunlarla karda ve buzda da güvenle yürüyebilir. Dağcıların giydiği botlar ve doğada yürümek için yapılmış bir çok ayakkabının tabanı, bu toynaklardan ilham alınarak hazırlanmıştır.

"Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır. (Buna rağmen) İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur." (Lokman Suresi, 20)





Google'da sayfamıza destek olmak için (G+1) tuşuna basınız.

Tags - Face Twi
Yorum Yok, İlk Yorum Ekleyen Siz olun!
Arama